2025 Yılında Kur Korumalı Mevduatın Seyri

Ekonomist yazar
Not: Bu yazı, yazarın kişisel görüş ve değerlendirmelerini içermektedir.

Kur Korumalı Mevduat (KKM), Türkiye ekonomi tarihinde istisnai bir araç olarak yerini aldı. Aralık 2021’de döviz kurlarındaki sert dalgalanmayı durdurmak amacıyla devreye alınan bu enstrüman, geçen dört yıl içinde hem finansal istikrarın korunmasında hem de kamu maliyesi üzerindeki etkileri bakımından yoğun tartışmalara konu oldu. 2025 yılı ise KKM açısından bir “geçiş ve çözülme yılı” olarak kayda geçti. Bu yıl boyunca atılan adımlar, KKM’nin sistem içindeki ağırlığının azaltılması ve geleneksel para politikası araçlarına dönüş stratejisinin önemli bir parçası oldu.

2024’ten 2025’e Devreden Miras

2024 yılı sonunda KKM bakiyesi hâlâ yüz milyarlarca lira seviyesindeydi. Her ne kadar zirve noktasının gerisinde kalınmış olsa da KKM, bankacılık sisteminde ciddi bir yer tutmaya devam ediyordu. Enflasyonla mücadelede daha Ortodoks bir çerçeveye geçilmesi, politika faizinin yükseltilmesi ve TL mevduat faizlerinin cazip hâle gelmesi, KKM’nin sürdürülebilirliğini zaten tartışmalı kılıyordu.
2025’e girilirken ekonomi yönetiminin temel hedeflerinden biri açıktı: KKM’yi ani bir şok yaratmadan, kademeli ve kontrollü biçimde sistemden çıkarmak. Bu yaklaşım, hem döviz piyasasında yeni dalgalanmaların önüne geçmeyi hem de bütçe üzerindeki kur farkı yükünü sınırlamayı amaçlıyordu.

2025’te KKM Politikası: Zorunluluktan Tercihe Geçiş

2025 yılı boyunca KKM’de dikkat çeken en önemli gelişme, yeni girişlerin belirgin biçimde azalması oldu. Bankalar, regülasyonlar yoluyla KKM’ye yönlendirilmek yerine, yüksek faizli TL mevduat ürünleri sunarak tasarruf sahiplerini klasik enstrümanlara çekmeye başladı. Merkez Bankası ve BDDK tarafından atılan adımlar, KKM’yi “zorunlu tercih” olmaktan çıkarıp, sınırlı bir seçenek hâline getirdi.

Bu süreçte:

• KKM için sağlanan bazı teşvikler kademeli olarak geri çekildi,
• Yenilenen hesaplar yerine vadesi dolan KKM’lerin TL mevduata dönüşü teşvik edildi,
• Dövizden dönüşlü KKM hesaplarının payı belirgin biçimde azaldı.
Sonuç olarak 2025 yılı, KKM stokunun eridiği ama ani kopuşların yaşanmadığı bir dengeleme yılı oldu.

Bütçe Üzerindeki Etki: Görünmeyen Rahatlama

KKM’nin kamu maliyesi üzerindeki en büyük yükü, kur farkı ödemeleriydi. Kurun yükseldiği dönemlerde Hazine ve Merkez Bankası’nın üstlendiği bu maliyet, özellikle 2022 ve 2023’te bütçe disiplinini zorlayan kalemlerden biri hâline gelmişti.
2025’te ise görece daha istikrarlı kur seyri ve KKM bakiyesindeki düşüş, kur farkı ödemelerinde ciddi bir azalma sağladı. Bu durum, bütçede dolaylı bir rahatlama yarattı. KKM’nin azalmasıyla birlikte:

• Hazine üzerindeki belirsiz yük azaldı,
• Orta Vadeli Program hedefleri daha öngörülebilir hâle geldi,
• Kamu maliyesinde şeffaflık algısı güçlendi.
Bu gelişme, uluslararası yatırımcılar açısından da olumlu bir sinyal olarak değerlendirildi.

Bankacılık Sektörü Açısından KKM’nin 2025 Performansı

Bankalar için KKM, ilk yıllarında bilanço yönetimi açısından karmaşık ama zorunlu bir üründü. 2025’te ise tablo değişti. Artan politika faiziyle birlikte bankalar, TL mevduat üzerinden daha net ve öngörülebilir bir gelir yapısına yöneldi.
KKM’nin küçülmesi:
• Bankaların aktif-pasif yönetimini sadeleştirdi,
• Döviz kuru riskine dolaylı maruziyeti azalttı,
• Kredi-mevduat dengesinin daha sağlıklı kurulmasına katkı sundu.

Özellikle özel bankalar, KKM’den çıkışı daha hızlı yönetirken; kamu bankaları bu süreçte daha temkinli ve kademeli bir yol izledi.

Tasarruf Sahibi Davranışları: Psikolojik Eşik Aşıldı mı?

KKM’nin en önemli işlevlerinden biri, tasarruf sahibinin “dövizde kalma refleksini” kırmaktı. 2025 itibarıyla bu refleksin zayıfladığı söylenebilir. Yüksek TL faizleri, enflasyonla mücadelede kararlılık mesajları ve kurda ani sıçramaların yaşanmaması, tasarruf sahibinin algısını belirgin biçimde değiştirdi.
Ancak bu değişim kırılgan olmaya devam ediyor. KKM’den çıkan fonların önemli bir bölümü TL mevduata yönelse de bir kısmının altın ve dövize kaydığı da göz ardı edilemez. Bu tablo, KKM sonrası dönemde güven inşasının hâlâ temel mesele olduğunu gösteriyor.

KKM Bir Başarı mı, Geçici Bir Çözüm mü?

2025 yılı, KKM tartışmalarını daha serinkanlı değerlendirme imkânı sundu. KKM:
• Kısa vadede finansal paniği durdurdu,
• Döviz talebini frenledi,
• Zaman kazandırdı.
Ancak uzun vadede:
• Para politikasında karmaşık bir yapı yarattı,
• Bütçe üzerindeki yükü artırdı,
• Piyasa mekanizmasının doğal işleyişini zayıflattı.
Bu nedenle 2025’te hâkim olan görüş, KKM’nin olağanüstü koşulların ürünü olan geçici bir araç olduğu yönünde şekillendi.

2026’ya Devreden Dosya: Tam Çıkış Mümkün mü?

2025’in sonunda gelinen noktada KKM hâlâ tamamen ortadan kalkmış değil, ancak sistem içindeki ağırlığı belirgin biçimde azalmış durumda. 2026’ya devreden en kritik soru ise şu: KKM’siz bir finansal sistem kalıcı olarak mümkün mü?
Bunun yanıtı; enflasyonla mücadelede kararlılığın sürmesine, mali disiplinin korunmasına ve TL’ye olan güvenin kalıcı hâle gelmesine bağlı. Aksi bir senaryoda, KKM benzeri araçların yeniden gündeme gelmesi ihtimali tamamen ortadan kalkmış sayılmaz.

Sonuç: 2025, KKM’nin Sessizce Sahneyi Terk Ettiği Yıl Oldu

2025 yılı, Kur Korumalı Mevduat açısından ne dramatik bir çöküşe ne de ani bir sona sahne oldu. Bunun yerine, kontrollü bir geri çekilme ve sessiz bir normalleşme yaşandı. KKM, görevini büyük ölçüde tamamlamış bir kriz enstrümanı olarak ekonomik tarihteki yerini aldı.
Önümüzdeki dönemde asıl sınav, KKM olmadan da fiyat istikrarını ve finansal dengeyi koruyabilmek olacak. 2025’in en önemli mesajı ise şu oldu: Ekonomide kalıcı istikrar, geçici araçlardan değil, güven veren politikalardan geçiyor.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
Zaferozcivan59@gmail.com

Yayınlama: 04.01.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.