Türkiye’nin Uluslararası Koridorlarda Stratejik Gücü

Ekonomist yazar
Not: Bu yazı, yazarın kişisel görüş ve değerlendirmelerini içermektedir.

TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI KORİDORLARDA STRATEJİK GÜCÜ

Son yıllarda Türkiye, jeopolitik konumu ve ulaşım altyapısına yaptığı yatırımlarla, uluslararası ticaret ve enerji koridorlarında giderek daha kritik bir aktör haline geliyor. Asya, Avrupa ve Afrika arasında köprü konumunda olan Türkiye hem kara hem de deniz ve hava yollarındaki stratejik güzergahlarıyla, küresel ticaretin akışında merkezi bir rol üstleniyor. Bu durum, sadece ekonomik büyüme açısından değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel siyasi güç dengeleri açısından da Türkiye’nin elini güçlendiriyor.

Türkiye’nin bu alandaki yükselişi, özellikle lojistik ve altyapı yatırımlarında kendini gösteriyor. Marmaray ve Avrasya Tüneli gibi dev projeler, Karadeniz ve Akdeniz üzerinden Avrupa’ya açılan yeni taşımacılık hatları oluştururken, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı ile Çin’den Avrupa’ya uzanan “Yeni İpek Yolu” projelerinde Türkiye kritik bir kavşak haline geldi. Bu koridorlar sayesinde, mal ve enerji akışı hızlanıyor ve Türkiye, transit geçişlerden elde ettiği gelirlerle ekonomik olarak da doğrudan fayda sağlıyor.

Enerji koridorlarında da Türkiye’nin rolü belirgin biçimde artıyor. Doğu-Batı enerji taşımacılığı, doğal gaz ve petrol boru hatları ile Türkiye hem enerji arz güvenliği hem de fiyat istikrarı açısından kilit bir ülke konumunda. TANAP ve Türk Akım gibi projeler, yalnızca Türkiye’yi bir enerji geçiş noktası olarak öne çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda bölgesel enerji diplomasisinde de Türkiye’ye avantaj sağlıyor. Bu durum, Türkiye’nin enerji politikalarını bağımsız ve güçlü bir şekilde yürütmesine olanak tanırken, Avrupa ve Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerini de çeşitlendiriyor.

Ulaştırma ve lojistik altyapısının güçlendirilmesiyle birlikte, Türkiye’nin uluslararası koridorlardaki rolü, sadece ekonomik değil, diplomatik açıdan da önem kazanıyor. Çin, Avrupa Birliği, Rusya ve Orta Doğu ülkeleriyle yürütülen ticaret ve transit geçiş anlaşmaları, Türkiye’nin bölgesel ve küresel siyasette daha fazla söz sahibi olmasını sağlıyor. Özellikle enerji ve ticaret koridorlarında oynadığı rol, Türkiye’nin yalnızca bölgesel bir güç olmaktan çıkarak, küresel sistemin işleyişinde aktif bir aktör haline gelmesine katkı sunuyor.

Buna ek olarak, Türkiye’nin liman ve havaalanı yatırımları, lojistik zincirlerinin hızlanmasına ve verimliliğin artmasına olanak tanıyor. Mersin Limanı’nın kapasite artırımı, İstanbul Havalimanı’nın uluslararası transit taşımacılıkta merkezi bir üs haline gelmesi ve İzmir, Trabzon gibi limanların modernizasyonu, Türkiye’yi çok modlu taşımacılıkta cazip bir merkez haline getiriyor. Bu gelişmeler, Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerinde daha stratejik bir noktada konumlanmasını sağlarken, ülkenin lojistik maliyetlerini düşürmesine ve rekabet gücünü artırmasına da katkıda bulunuyor.

Ancak Türkiye’nin bu yükselişi, yalnızca altyapı ve coğrafi avantajla sınırlı değil. Lojistikte dijital dönüşüm, gümrük ve taşımacılık süreçlerinde modern teknolojilerin kullanılması, Türkiye’nin rekabet gücünü artıran önemli unsurlar arasında. Akıllı liman sistemleri, dijital takip ve entegrasyon platformları sayesinde, Türkiye üzerinden geçen yüklerin zamanında ve güvenli bir şekilde hedeflerine ulaşması mümkün hale geliyor. Bu da Türkiye’yi uluslararası yatırımcılar için daha cazip bir transit geçiş noktası yapıyor.

Türkiye’nin uluslararası koridorlardaki stratejik rolü, bölgesel iş birlikleri ve çok taraflı projelerle daha da pekişiyor. Örneğin, Türkiye, Orta Koridor ve Kuzey-Güney ulaşım ağları projelerinde aktif rol alarak, Asya’dan Avrupa’ya ve Afrika’ya giden ticaret yollarının kesişim noktasında merkez ülke konumuna geliyor. Bu sayede, küresel ticarette Türkiye’nin söz hakkı artıyor, transit geçişler üzerinden elde edilen ekonomik kazançlar büyüyor ve ülke, jeopolitik anlamda daha güçlü bir konuma yükseliyor.

Sonuç olarak, Türkiye’nin uluslararası koridorlardaki rolünün güçlenmesi, ekonomik, diplomatik ve stratejik açılardan ülkeye büyük avantajlar sağlıyor. Kara, deniz ve hava yollarındaki altyapı yatırımları, enerji projeleri ve dijitalleşen lojistik sistemleri, Türkiye’yi sadece bölgesel değil, küresel ticaret ve enerji ağlarının merkezinde bir ülke haline getiriyor. Önümüzdeki yıllarda bu stratejik konumun daha da güçlenmesi, Türkiye’nin küresel ekonomik ve siyasi sahnedeki etkisini artıracak ve ülkeyi 21. yüzyılın en önemli transit geçiş noktalarından biri yapacak gibi görünüyor.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

Zaferozcivan59@gmail.com

 

Yayınlama: 19.02.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.