Ticari araç dünyasında dengeler değişiyor. Artık rekabet, yalnızca fiyat üzerinden değil; teknoloji, operasyonel verimlilik ve toplam sahip olma maliyeti ekseninde yeniden tanımlanıyor.
Ticari araç dünyasında dengeler değişiyor. Artık rekabet, yalnızca fiyat üzerinden değil; teknoloji, operasyonel verimlilik ve toplam sahip olma maliyeti ekseninde yeniden tanımlanıyor. Bu yeni denklemde öne çıkan markalar ise ürünün ötesine geçerek, müşterilerine bütünsel bir değer önerisi sunabilenler oluyor.
Mercedes-Benz Türk, tam da bu noktada sektördeki konumunu farklı bir seviyeye taşıyor. Yüksek mühendislik gücüyle geliştirilen ürünleri; güçlü bayi ve yetkili servis ağı, yaygın satış sonrası hizmetleri, dijital çözümleri ve esnek finansman yapısıyla birleşerek müşterilere uçtan uca bir deneyim sunuyor.
Mercedes-Benz Türk’ün yaklaşımı net: Amaç yalnızca bir araç satmak değil, müşterinin tüm operasyonel yaşam döngüsünü kapsayan sürdürülebilir bir değer yaratmak. Bu vizyon doğrultusunda şekillenen kamyon satış organizasyonu ise, sektördeki liderliğini yalnızca rakamlarla değil, yarattığı güven ve uzun vadeli iş ortaklıklarıyla da pekiştiriyor.

Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt ve ekibiyle gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı söyleşide; sadece rakamları değil, sektörün yönünü belirleyen dinamikleri konuştuk.
2026’nın ilk çeyrek performansından pazarın geleceğine, finansman baskısının filo yatırımlarına etkisinden elektrikli dönüşümün hızına kadar uzanan geniş bir çerçevede; markanın değişen koşullara nasıl liderlik ettiğini ve bu dönüşümü nasıl yönettiğini ele aldık.
Alper Kurt: Biz teşekkür ederiz, hoş geldiniz. Mercedes-Benz Türk Kamyon satış organizasyonumuz; kamu, filo, satış operasyonları ile ürün yönetimi gibi farklı uzmanlık alanlarını bir araya getiren güçlü ve entegre bir yapıya sahip. Bu sayede müşterilerimize uçtan uca kapsamlı çözümler sunabiliyoruz.
Kamyon pazarında 23 yıldır kesintisiz devam eden öncülüğümüzün arkasında da bu koordinasyon ve güçlü ekip yapımızın önemli bir payı var. Bugün de bu nedenle yönetim kadromuzla birlikte buradayız; çünkü başarıyı birlikte üreten bir ekip olarak sorularınızı da birlikte yanıtlamak istedik.
Bu kapsamda; Mercedes-Benz Türk Kamyon Kamu ve Üstyapıcı Satış Grup Müdürümüz Bülent Tarhan, Kamyon Filo Satış Grup Müdürümüz Çağdaş Özen, Kamyon Satış Operasyonları Grup Müdürümüz Murat Kızıltan ve Kamyon Ürün Yönetimi Grup Müdürümüz Serra Yeşilyurt ile birlikteyiz. Her biri kendi alanında derin uzmanlığa sahip ekip arkadaşlarımızla birlikte pazardaki öncülüğümüzü sürdürmeyi hedefliyoruz.
Alper Kurt: 2025 yılı genelinde, özellikle yılın ikinci yarısında, pazarın daha güçlü bir seyir izlediğini gözlemledik. Değişen ekonomik koşullara hızlı adapte olan stratejilerimiz ve güçlü ürün portföyümüz sayesinde yılı belirlediğimiz hedefler doğrultusunda tamamladık.
2026 yılının ilk çeyreğinde, 6 ton ve üzeri kamyon pazarı, 2025’in aynı dönemine kıyasla yüzde 11 oranında daraldı. Buna rağmen, pazar 6.970 adet seviyesine ulaştı ve bu da uzun dönem ortalamalarında bir seviyeye işaret ediyor. Mercedes-Benz Türk olarak biz de, ilk çeyrekteki 2.801 adetlik satış performansımızla daralan pazarda pazar payımızı yüzde 2 artırarak geleneksel öncülüğümüzü sürdürdük.
2026 yılı için öngörülerimiz, finansal kaynaklara erişim koşulları, maliyet dinamikleri ve küresel gelişmelerin pazar üzerinde belirleyici olmaya devam edeceği yönünde. Bu çerçevede, ağır ticari araç alımında müşterilerimizin tercihlerinde toplam sahip olma maliyeti ve operasyonel verimlilik her zamankinden daha kritik hale geliyor.
Mevcut görünüm doğrultusunda, yıl genelinde pazarın 2025 seviyelerine paralel bir seyir izlemesini bekliyoruz. Biz de bu süreçte, müşterilerimizin ihtiyaçlarını odağımıza alan ürün ve hizmetlerimizle pazardaki güçlü konumumuzu korumayı hedefliyoruz.
Alper Kurt: 2026 yılına ilişkin beklentilerimizi değerlendirirken, küresel ve yerel ekonomik gelişmelerin belirleyici olmaya devam edeceğini öngörüyoruz. Bölgesel gerilimler, jeopolitik riskler, enerji fiyatları ve artan maliyetler sektör üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturmaya devam ediyor. Buna ek olarak, finansmana erişim koşullarındaki değişimler de yılın geri kalanında pazarın büyüklüğü üzerinde etkili olacaktır.
Tüm bunların yanı sıra, ilk çeyrekte şekillenen filo projelerinin yıl geneline yayılacak teslimatlarını da dikkate aldığımızda 2026 yılı genelinde pazarın 2025 yılına paralel, belki bir miktar altında bir seyir izlemesini öngörüyoruz. Biz de Mercedes-Benz Türk olarak, güçlü ürün portföyümüz ve Türkiye’nin dört bir yanında faaliyetlerini sürdüren yaygın satış sonrası hizmet ağımızla öncülüğümüzü sürdürmeyi amaçlıyoruz.
Alper Kurt: Makroekonomik koşullar ve özellikle finansal kaynaklara erişim maliyetlerindeki değişimler, Türkiye’de ağır ticari araç pazarının büyüme hızını ve pazardaki talep yapısını doğrudan etkiliyor. Ekonomik gelişmeler, müşterilerimizin karar mekanizmalarında stratejik bir unsur haline gelmiş durumda.
Bu noktada Mercedes-Benz Kamyon Finansman önemli bir rol üstleniyor. Satışını gerçekleştirdiğimiz araçlarımızın yaklaşık yüzde 70’ini Mercedes-Benz Kamyon Finansman finanse ediyor. Müşterilerimizin ihtiyaçlarına özel kredi çözümleri ve gerekli durumlarda yeniden yapılandırma seçenekleri gibi uygulamalarla değişken ekonomik koşullarda müşterilerimizin her zaman yanında olmayı hedefliyoruz. Amacımız, sunduğumuz bütüncül çözümler ile her koşulda müşterilerimizin güvenilir iş ortağı olmayı sürdürmek.
Sürdürülebilirlik ise pazarda giderek önem kazanan diğer bir başlık. Ağır ticari araç sektöründe çevresel kriterler de karar süreçlerinde giderek daha etkin bir rol oynamaya başlıyor. Biz de Mercedes-Benz Türk olarak hem verimlilik odaklı teknolojilerimiz hem de batarya elektrikli ürün portföyümüzle bu dönüşümü destekliyoruz. Türkiye’de sürdürülebilir ve emisyonsuz taşımacılığın ivme kazanması için batarya elektrikli ağır ticari araçların aktif olarak kullanılmasının önemli bir adım olduğuna inanıyoruz.
Bu kapsamda, batarya elektrikli çekici modelimiz Mercedes-Benz eActros 600 teslimatlarına başlamış olmamız; sadece şirketimiz için değil, ağır ticari araç sektörü için de önemli bir kilometre taşı niteliğinde. Biz, bu alanda da öncü olmayı amaçlıyoruz.
Çağdaş Özen: Kur ve faiz oranları, hem üretici hem de yatırımcı açısından belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Bu alanlardaki dalgalanmalar, iç pazarda talebin yönünü doğrudan etkilerken filo yatırımlarının zamanlamasında da kritik bir rol oynuyor.
Finansmana erişim tarafında ise küresel ve yerel ekonomik gelişmeler, kur ve enflasyon dengeleriyle birlikte çok boyutlu bir yapı söz konusu. 2026 yılında da bu dinamiklerin yakından takip edildiği bir dönem öngörüyoruz. Bu çerçevede, özellikle uygun finansman koşullarına erişim yatırım kararlarında belirleyici olmaya devam ediyor.
Mercedes-Benz Türk olarak toplam kamyon satışlarımızın yaklaşık yüzde 70’ini Mercedes-Benz Kamyon Finansman aracılığıyla gerçekleştiriyoruz. Bu oran, filo müşterilerimizde yüzde 90 seviyelerine çıkabiliyor. 2026 yılında da rekabetçi, esnek ve müşteri ihtiyaçlarına uygun finansman çözümlerimizle müşterilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.
Serra Yeşilyurt: Avrupa’daki yeşil dönüşüm sürecinde, özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı ve buna bağlı düzenlemelerin belirleyici olduğunu görüyoruz. Bu kapsamda, ağır ticari araç üreticileri için emisyon hedeflerinin kademeli olarak düşürülmesi zorunlu hale gelirken, hedefleri karşılayamayan üreticiler ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor. Bu durum, sektörde sıfır emisyonlu araçlara geçişi hızlandıran en önemli unsurlar arasında yer alıyor.
Buna paralel olarak devreye alınan regülasyonlar, elektrikli araçlara yönelik şarj altyapısının geliştirilmesini de teşvik ediyor. Ancak mevcut uygulamalara baktığımızda, araç dönüşümü ile altyapı gelişiminin aynı hızda ilerlemediğini ve bu durumun dönüşüm sürecini belirli ölçüde yavaşlattığını söyleyebiliriz.
Bu çerçevede Avrupa’da hedeflerin ve uygulamaların zaman zaman revize edildiğini de görüyoruz. Türkiye açısından ise burada önemli olan, Avrupa’daki bu deneyimlerden doğru dersler çıkararak kendi uyum sürecimizi daha dengeli ve gerçekçi bir şekilde planlamak.
Araç tercihlerine baktığımızda ise dönüşümün sadece ürün tarafıyla sınırlı olmadığını net şekilde görüyoruz. Altyapı, toplam sahip olma maliyeti ve kullanıcı alışkanlıkları gibi unsurlar da dönüşümün hızını doğrudan belirliyor. Bu nedenle dönüşüm sürecinin, tüm paydaşları kapsayacak bütüncül bir yaklaşımla ele alınması büyük önem taşıyor.
Alper Kurt: Mercedes-Benz Yeni Actros L’yi geçtiğimiz sene ‘Verimliliğin Yeni Şekli’ vurgusuyla pazara sunduk. Aracımız kullanılmaya başlandığından beri müşterilerimizden aldığımız geri bildirimler oldukça olumlu. Özellikle yakıt verimliliği tarafında, bir önceki nesle kıyasla sağlanan iyileşmenin sahada da net şekilde karşılık bulduğunu görüyoruz.
Yeni Actros L, aerodinamik ProCabin tasarımı ve 3. nesil OM 471 motoru sayesinde yakıt tüketiminde yüzde 7’ye varan tasarruf sağlıyor. Uzatılan kabin yapısı ve optimize edilen hava akışı da bu verimliliği destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor.
Konfor tarafında ise sürücü odaklı geliştirmeler öne çıkıyor. Masaj fonksiyonlu sürücü koltuğu, iyileştirilmiş yatak yapısı ve ambiyans aydınlatma çözümleri uzun yol sürüşlerinde konforu artırırken, LED far teknolojileri gece sürüşlerinde görüş kalitesini destekliyor.
Güvenlik tarafında ise 2026 Nisan ayı itibarıyla güncellenen Yorgunluk Algılama Asistanı 2 ve Aktif Fren Asistanı (ABA 6 Plus) gibi sistemlerle sürüş güvenliğini daha ileri seviyeye taşıyoruz.
Özetle, Yeni Actros L; verimlilik, konfor ve güvenlik alanlarında sunduğu gelişmelerle hem filo müşterilerimiz hem de sürücüler nezdinde güçlü bir karşılık bulmaya devam ediyor.
Alper Kurt: Elektrifikasyon, ağır ticari araç sektöründe köklü bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Mercedes-Benz Türk olarak biz de bu dönüşümün öncülerinden biri olmanın yanı sıra, sektörde farkındalığın artmasına katkı sağlayan aktif bir rol üstleniyoruz.
Geçtiğimiz aylarda Türkiye’deki ilk Mercedes-Benz eActros 600 teslimatını gerçekleştirdik. Bu adım, yalnızca yeni bir ürünün sahaya çıkışı değil; batarya elektrikli ağır ticari araçların gerçek operasyon koşullarında uygulanabilirliğini göstermesi açısından da önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor.
Uzun yol taşımacılığı; yüksek tonaj, uzun menzil ve kesintisiz operasyon gereksinimleri nedeniyle elektrifikasyonun en zorlu alanlarından biri. Bu nedenle Mercedes-Benz eActros 600’ün sahada aktif olarak kullanılmaya başlanması, bu dönüşümün teknik olarak mümkün ve operasyonel olarak sürdürülebilir olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye pazarı özelinde ise dönüşümün hızını belirleyecek en önemli unsurların; şarj altyapısının gelişimi, toplam sahip olma maliyeti ve kullanıcıların adaptasyon süreci olduğunu görüyoruz. Bu alanlarda atılacak adımlarla birlikte, önümüzdeki dönemde batarya elektrikli araçlara olan ilginin daha da artacağını öngörüyoruz.
Murat Kızıltan: Günümüzde müşterilerimizin araç seçiminde tek bir belirleyici kriterden söz etmek doğru olmaz. Toplam sahip olma maliyeti, teknoloji, finansman olanakları, satış sonrası hizmetler, yedek parça bulunabilirliği ve ikinci el değeri gibi birçok unsur birlikte değerlendiriliyor.
Bu bağlamda, toplam sahip olma maliyetinin karar sürecinde en belirleyici başlıklardan biri olduğunu görüyoruz. Yakıt tüketimi, bakım süreçleri, operasyonel verimlilik ve ikinci el değeri, müşterilerimizin yatırım kararlarında doğrudan etkili oluyor.
Mercedes-Benz Türk olarak biz de bu bütüncül yapıya uygun çözümler sunuyoruz. Finansman tarafında, Mercedes-Benz Kamyon Finansman aracılığıyla sunduğumuz esnek finansman alternatiflerimizle müşterilerimizin yatırım süreçlerini destekliyoruz.
Satış sonrası hizmetler tarafında ise Türkiye genelinde yaygın bayi ve yetkili servis ağımızla hız, kalite ve erişilebilirlik odağında hizmet sunarak müşterilerimizin operasyonel sürekliliğine katkı sağlıyoruz. Bununla birlikte, araçlarımızın güçlü ikinci el değeri de tercih edilmemizde önemli bir rol oynuyor.
Öte yandan sürdürülebilirlik de giderek daha fazla önem kazanan bir kriter haline geliyor. Geliştirdiğimiz verimli ve dayanıklı teknolojilerin yanı sıra, batarya elektrikli ürün portföyümüzle de bu dönüşüme aktif katkı sağlıyoruz.
Özetle, müşterilerimiz artık yalnızca ürünü değil, sunduğumuz toplam değeri ve operasyonlarına sağladığımız katkıyı bütüncül bir şekilde değerlendiriyor.
Alper Kurt: İnşaat segmenti, ağır ticari araç pazarı içinde uzun yıllardır önemli bir paya sahip ve sektörün temel dinamiklerinden biri olmayı sürdürüyor. Son iki yılda ise özellikle deprem bölgesindeki yeniden yapılanma faaliyetleri ve kamu yatırımlarının etkisiyle segmentte dönemsel bir hareketlilik gözlemledik. Bu süreçte pazar, ortalamaların üzerinde bir performans sergiledi.
2025 yılı itibarıyla bu etkinin daha dengeli bir seviyeye geldiğini ve segmentin yeniden kendi doğal dinamiklerine yakınsadığını söylemek mümkün. Alt kırılımlara baktığımızda, damper araçların ağırlığını koruduğunu; mikser tarafında ise önceki dönemde oluşan yüksek talebin daha sürdürülebilir seviyelere geldiğini görüyoruz. Bu durum, pazarın daha sağlıklı ve öngörülebilir bir yapıya kavuştuğuna işaret ediyor.
2026 yılına ilişkin olarak ise talebin seyrinin; devam eden yatırımların yanı sıra makroekonomik koşullar, finansmana erişim imkânları ve yatırım iştahına bağlı olarak şekilleneceğini öngörüyoruz. Bu çerçevede, pazarın yönünü belirleyen temel unsurların ekonomik göstergeler olmaya devam edeceğini söyleyebiliriz.
Mercedes-Benz Türk olarak, inşaat segmentinde güçlü ürün portföyümüz ve yaygın satış sonrası hizmet altyapımızla müşterilerimizin ihtiyaçlarına yanıt vermeyi sürdürüyoruz. Pazardaki talebin seyrine paralel olarak bu alandaki varlığımızı dengeli ve sürdürülebilir şekilde yönetmeyi hedefliyoruz.
Bülent Tarhan: Ürün gamımızın genişliği ve farklı kullanım ihtiyaçlarına özel olarak geliştirdiğimiz araç seçenekleri, kamu pazarında müşterilerimiz için önemli bir avantaj sağlıyor. Bugün itfaiye, vidanjör, kar küreme, süpürme gibi birçok farklı alanda kullanılan araçlarımızın yanı sıra, özellikle belediyelerin tercih ettiği kamyonların büyük bölümü temizlik hizmetlerinde görev yapıyor.
Şehir içi ve yaya trafiğinin yoğun olduğu kullanım alanları için özel olarak tasarlanan araçlarımız; sürücüye geniş görüş açısı sunan kabin yapıları, hareketli yayalara da karşı duyarlı otomatik fren sistemleri ve aktif kör nokta asistanı gibi, yasal gerekliliklerin de ötesine geçen güvenlik donanımlarıyla öne çıkıyor.
Bu açıdan bakıldığında, dayanıklılığı, düşük işletme giderleri, güvenlik seviyesi ve kullanım verimliliği ile öne çıkan Mercedes-Benz araçlarımıza yönelik talebin, 2026 ve sonrasında da artarak devam edeceğini öngörüyoruz.
Alper Kurt: Sağlık Bakım Tırı projemizle bugüne kadar dört sezonda yaklaşık 50 etkinlikte 16 bine yakın şoförümüze ulaştık. Türkiye’nin farklı noktalarında gerçekleştirdiğimiz etkinliklerle, uzun yol şoförlerimizin yoğun çalışma temposu içinde erişmekte zorlandıkları sağlık hizmetlerini doğrudan sahaya taşıyoruz. Bu kapsamda ücretsiz sağlık kontrollerinin yanı sıra psikolog ve fizyoterapist desteği ile kişisel bakım hizmetleri sunarak şoförlerimizin hem fiziksel hem de zihinsel iyi oluşunu desteklemeyi amaçlıyoruz.
Bugüne kadar Türkiye’nin yedi bölgesinde gerçekleştirdiğimiz etkinliklerle projemizin etki alanını her yıl daha da genişlettik. Sahada birebir temas kurabildiğimiz bu yapı, projenin en güçlü yönlerinden biri olmaya devam ediyor.
Bu yaklaşımımızın bir yansıması olarak Sağlık Bakım Tırı projemiz, ACE of M.I.C.E Awards’ta ‘En İyi Roadshow’ ödülüne layık görüldü. Ayrıca Kristal Elma ve Felis gibi prestijli platformlar dahil olmak üzere bugüne kadar toplam 23 ödül kazanarak sosyal fayda alanındaki başarısını ortaya koydu.
Önümüzdeki dönemde 5. sezonumuzla birlikte yeniden sahaya çıkmayı planlıyor; daha fazla şoförümüze ulaşarak bu etkiyi büyütmeyi hedefliyoruz.
Alper Kurt: Sürücülerin yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik çalışmalarımızı, Mercedes-Benz Türk olarak uzun yıllardır öncelikli alanlarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu doğrultuda mevcut projelerimizi sürdürürken, sahadan aldığımız geri bildirimler ışığında yeni çalışmalar geliştirmeye de devam ediyoruz.
Sürücülerin günlük çalışma koşullarını iyileştirmek; sağlık, konfor ve güvenlik alanlarında onları desteklemek bizim için büyük önem taşıyor. Bu yaklaşımı yalnızca sosyal fayda projeleriyle değil, aynı zamanda ürün ve hizmetlerimizle de bütüncül bir şekilde ele alıyoruz.
Önümüzdeki dönemde de sürücü odaklı bakış açımızı koruyarak, onların ihtiyaçlarına doğrudan yanıt veren ve yaşam kalitelerini artırmayı hedefleyen projeler geliştirmeyi sürdüreceğiz.
Çağdaş Özen: Filolar için verimlilik artık yalnızca araç performansıyla sınırlı değil; dijital çözümler, satış sonrası hizmetler ve finansman modelleriyle birlikte bütüncül bir yaklaşım gerektiriyor. Mercedes-Benz Türk olarak biz de araç satışının ötesine geçerek, müşterilerimizin operasyonlarını uçtan uca destekleyen kapsamlı çözümler sunuyoruz.
Bu kapsamda sunduğumuz Fleetboard Filo Yönetim Sistemi ile müşterilerimize gerçek zamanlı araç takibi, performans analizi ve kapsamlı raporlama imkânı sağlıyoruz. Bu sayede filo yöneticileri araçlarını tek bir platform üzerinden izleyebiliyor, sürücü performansını değerlendirebiliyor ve operasyonlarını daha şeffaf ve kontrollü bir şekilde yönetebiliyor.
Fleetboard’un sunduğu veri odaklı içgörüler; yakıt tüketiminin optimize edilmesi, bakım süreçlerinin daha etkin planlanması ve sürüş alışkanlıklarının iyileştirilmesi gibi alanlarda somut fayda sağlıyor. Böylece hem operasyonel maliyetler düşürülürken hem de güvenlik ve sürdürülebilirlik performansı artırılıyor.
Standart ve Premium olmak üzere iki farklı paket seçeneğiyle sunduğumuz Fleetboard sistemiyle farklı ölçek ve ihtiyaçlara sahip filolara uygun çözümler sunarken, amacımız müşterilerimizin tüm operasyonlarını daha verimli, şeffaf ve sürdürülebilir bir şekilde yönetmelerine katkı sağlamak.
Bununla birlikte, yaygın satış sonrası hizmet ağımızla araçların sahada kesintisiz çalışmasını destekliyor, hızlı yedek parça tedariki ve yetkili servis çözümlerimizle operasyon sürekliliğine katkı sağlıyoruz. Finansman tarafında ise esnek ve müşteri ihtiyaçlarına uygun çözümler sunarak yatırım süreçlerini kolaylaştırıyoruz.
Tüm bu çalışmalarımızla, müşterilerimizin operasyonlarını daha etkin ve güvenli bir şekilde yönetmelerini sağlayarak onlara uzun vadeli değer sunmayı hedefliyoruz.
Alper Kurt: Günümüzde hızla gelişen teknolojiler, değişen müşteri beklentileri ve regülasyonlar, ağır ticari araç sektöründe önemli bir dönüşümü beraberinde getiriyor.
Mercedes-Benz Türk olarak bu dönüşümü çatı şirketimiz Daimler Truck AG ile birlikte yakından takip ediyor, sektöre öncülük etme hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
2030’a giderken en belirleyici kırılımın, sürdürülebilirlik odağında şekillenen enerji dönüşümü olacağını öngörüyoruz. Elektrikli ve alternatif yakıtlı araçlara olan ilginin giderek artacağını, emisyonsuz taşımacılığın sektörün ana gündemlerinden biri olmaya devam edeceğini görüyoruz.
Bu doğrultuda Mercedes-Benz eActros ürün portföyümüzle müşterilerimizin emisyonsuz taşımacılığa geçişini destekliyoruz. Gerçekleştirdiğimiz teslimatlar ve sahadaki uygulamalar, bu dönüşümün yalnızca teorik değil, operasyonel olarak da mümkün olduğunu ortaya koyuyor.
Öte yandan, mevcut dizel araçların da geçiş sürecinde önemini koruyacağını değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde farklı teknolojilerin bir arada yer aldığı, kademeli ve dengeli bir dönüşüm sürecinin yaşanacağını söylemek mümkün. Mercedes-Benz Türk olarak, hem yeni nesil teknolojiler hem de mevcut ürün gamımızla müşterilerimize en uygun ve verimli çözümleri sunmaya devam edeceğiz.
Serra Yeşilyurt: 2026 model yılı kapsamında kamyon ürün portföyümüzde gerçekleştirdiğimiz yenilikler, yalnızca teknik geliştirmeler değil; müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına ve taşımacılık sektöründeki dönüşüme yanıt veren bütüncül bir yaklaşımın sonucu olarak şekillendi. Mercedes-Benz Actros 8×2 nakliye segmentinde motor gücünü artırarak ve güç aktarma sistemlerini optimize ederek performans ve verimliliği yeni bir seviyeye taşıdık. Portföyün üst segment modellerinde sunduğumuz ProCab kabin tasarımı ve aerodinamik geliştirmeler sayesinde yakıt tasarrufu sağlarken, geniş StreamSpace kabin ve konforlu yatak, ses ve ısı yalıtımı gibi detaylarla sürücü konforunu önemli ölçüde artırdık.
Elektrifikasyon alanında ise Mercedes-Benz eActros portföyümüzle güçlü bir dönüşüm sunuyoruz. Mercedes-Benz eActros 600 modeli, 600 kWh kullanılabilir kapasiteye sahip uzun ömürlü LFP bataryaları, doğrudan tekerleklere güç aktaran eAxle teknolojisi ve 500 kilometreye varan* uzun menzili ile uzun yol taşımacılığında emisyonsuz lojistik için güçlü bir alternatif oluşturuyor. Mercedes-Benz eActros 400 aracımız ise daha kısa menzilli operasyonlarda verimli ve esnek çözümler sunuyor. Bununla birlikte müşterilerimize operasyon analizi, enerji altyapısı planlaması ve mobilite danışmanlığı gibi bütüncül hizmetler de sunarak müşterilerimizin emisyonsuz taşımacılığa geçişini destekliyoruz.
2026 itibarıyla araçlarımızda sunduğumuz güvenlik sistemlerini de önemli ölçüde geliştirdik. Güncellenen Yorgunluk Algılama Asistanı 2, sürücünün göz, baş ve genel sürüş davranışlarını analiz ederek yorgunluk seviyesini hassas biçimde tespit ediyor. Aktif Fren Asistanı (ABA 6 Plus) ve gelişmiş radar-kamera sistemleri ise yaya ve bisikletli algılamada çoklu şeritlerde yüksek hassasiyetle çalışarak sürücülere güvenli bir destek sağlıyor.
Tüm bu yenilikler, müşterilerimize operasyonel verimlilik, toplam sahip olma maliyetinde optimizasyon, güvenli ve sürdürülebilir taşımacılık çözümleri sunmamızı mümkün kılıyor.
*Menzil hesaplaması; spesifik test koşullarında, azami yüklü katar ağırlığı 40 t olan bir 4×2 çekici araçla, uzun yol kullanımında 20°C dış hava sıcaklığında ön hazırlıktan sonra dahili olarak belirlenmiştir. Kullanım koşullarına bağlı olarak; hava sıcaklığı, yol ve trafik durumu, sürüş tarzı, klima veya ısıtıcı kullanımı gibi değişkenlerden dolayı (AB) 2017/2400 yönetmeliğine göre belirlenen değerlerden farklılık gösterebilir.