Husilerin Suudi Arabistan’la Bitmeyen Hesabı

Ekonomist yazar
Not: Bu yazı, yazarın kişisel görüş ve değerlendirmelerini içermektedir.

Ortadoğu’da yıllardır devam eden çatışmaların en önemli cephelerinden biri, Yemen’deki Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki mücadeledir. İlk bakışta iki taraf arasındaki mesele Yemen’in siyasi geleceği ve sınır güvenliği gibi görünse de gerçekte bu çatışmanın arkasında çok daha derin nedenler bulunmaktadır. Mezhepsel ayrılıklar, bölgesel liderlik mücadelesi, İran-Suudi Arabistan rekabeti, ekonomik çıkarlar ve stratejik deniz yollarının kontrolü, meselenin temel unsurlarıdır. Dolayısıyla Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yalnızca iki taraf arasındaki bir düşmanlık olarak değerlendirmek, Ortadoğu’daki güç dengelerini anlamak açısından yetersiz kalacaktır.

Husiler kimdir, ne istiyor?

Husiler, Yemen’de ortaya çıkan ve Zeydi Şiiliği geleneğine dayanan siyasi ve silahlı bir harekettir. Adlarını hareketin kurucularından Hüseyin Bedreddin el-Husi’den alan bu grup, özellikle 2000’li yıllardan itibaren Yemen yönetimine karşı güç kazanmıştır. 2014 yılında başkent Sana’yı ele geçirmeleri, Yemen’deki siyasi dengeleri köklü biçimde değiştirmiştir.

Husilerin temel hedeflerinden biri, Yemen’de kendi siyasi ve askerî etkilerini korumak, ülkenin yönetiminde belirleyici olmak ve kendilerine karşı olan güçlerin hareket alanını sınırlamaktır. Suudi Arabistan ise Yemen’de kendisine yakın bir yönetimin bulunmasını, güney sınırlarının güvenliğini ve bölgedeki nüfuzunun korunmasını istemektedir. İşte çatışmanın temelinde bu iki farklı hedefin karşı karşıya gelmesi yatmaktadır.

Suudi Arabistan neden hedef alınıyor?

Husilerin Suudi Arabistan’a saldırmasının en önemli nedenlerinden biri, Riyad yönetiminin Yemen’deki savaşa doğrudan müdahil olmasıdır. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015 yılında Yemen’de uluslararası alanda tanınan hükümeti desteklemek ve Husilerin ilerleyişini durdurmak amacıyla askerî operasyonlara başladı. Hava saldırıları, denizden uygulanan kısıtlamalar ve ekonomik baskılar, Yemen’de uzun yıllar süren insani krizin ağırlaşmasına katkıda bulundu.

Husiler açısından Suudi Arabistan, yalnızca komşu bir ülke değil, kendilerine karşı yürütülen askerî mücadelenin başlıca aktörlerinden biridir. Bu nedenle Suudi topraklarına yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları, Riyad yönetimine askerî ve siyasi maliyet yüklemeyi amaçlayan bir stratejinin parçası olmuştur.

Husiler, Suudi Arabistan’ın enerji tesislerini, havaalanlarını ve stratejik altyapısını hedef alabileceklerini göstererek karşı taraf üzerinde baskı kurmaya çalışmıştır. Böylece Yemen’deki savaşın maliyetini Suudi yönetimi açısından yükseltmek ve kendi taleplerinin dikkate alınmasını sağlamak istemişlerdir.

Ancak her saldırının aynı gerekçeyle gerçekleştiğini söylemek doğru değildir. Saldırıların zamanlaması; ateşkes görüşmelerine, bölgesel gelişmelere, Yemen’deki askerî dengelere ve tarafların siyasi hesaplarına göre değişebilmektedir.

İran’ın bölgesel rekabeti ne kadar etkili?

Husilerin Suudi Arabistan’a karşı yürüttüğü mücadelede İran faktörünü göz ardı etmek mümkün değildir. Tahran yönetimi, Husilere sağladığı askerî ve teknik destekle Ortadoğu’daki etkisini artırmaya çalışmaktadır. Füze ve insansız hava aracı kapasitesinin gelişmesinde İran’ın desteğinin önemli rol oynadığı değerlendirilmektedir. Bununla birlikte Husileri yalnızca İran’ın emirlerini yerine getiren bir örgüt olarak görmek de doğru değildir. Hareketin Yemen’e özgü siyasi hedefleri ve kendi karar mekanizmaları bulunmaktadır.

İran açısından Yemen, Suudi Arabistan üzerinde baskı oluşturabilecek stratejik bir alan niteliğindedir. Tahran, doğrudan Suudi Arabistan’la kapsamlı bir savaşa girmeden, bölgedeki müttefikleri üzerinden Riyad’ın güvenlik ve savunma harcamalarını artırmasına neden olabilmektedir. Bu durum, İran-Suudi Arabistan rekabetini yalnızca diplomatik bir anlaşmazlık olmaktan çıkarıp askerî ve ekonomik boyutları olan bir mücadeleye dönüştürmektedir.

Burada önemli olan, mezhepsel farklılıkların çatışmanın tek nedeni olmadığıdır. Siyasi iktidar, ekonomik kaynaklar, güvenlik kaygıları ve bölgesel nüfuz mücadelesi, mezhepsel kimliklerden çok daha geniş bir çerçeve oluşturmaktadır.

Babülmendep Boğazı ve petrolün stratejik önemi

Husilerin elindeki en önemli baskı araçlarından biri de coğrafi konumlarıdır. Yemen, Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan Babülmendep Boğazı’nın yakınında bulunmaktadır. Bu geçit, uluslararası deniz ticareti ve enerji taşımacılığı açısından son derece önemlidir.

Husilerin bu bölgedeki deniz trafiğini tehdit etmesi, yalnızca Suudi Arabistan’ı değil, küresel ekonomiyi de etkileyebilir. Petrol tankerlerinin rotalarını değiştirmek zorunda kalması, taşımacılık maliyetlerini artırabilir ve enerji fiyatlarında yükseliş baskısı yaratabilir. Özellikle enerji ithalatına bağımlı ülkeler, böyle bir gelişmenin ekonomik sonuçlarını daha ağır hissedebilir.

Son dönemde Kızıldeniz ve Babülmendep çevresindeki çatışmaların yeniden şiddetlenmesi, Suudi Arabistan’ın enerji ihracatı ve güvenlik politikaları üzerindeki baskıyı artırmıştır. Ekim 2026’da Riyad’daki havalimanına yönelik ölümcül saldırılar ve Suudi Arabistan’ın Yemen’deki Husilerin kontrolündeki bölgelere düzenlediği hava saldırıları, çatışmanın yeni bir tırmanış aşamasına girdiğini göstermektedir.

Suudi Arabistan’ın ekonomik hedefleri tehlikede

Suudi Arabistan, petrol gelirlerine bağımlılığını azaltmak, turizmi geliştirmek, yabancı sermayeyi ülkeye çekmek ve ekonomisini çeşitlendirmek amacıyla kapsamlı bir dönüşüm programı yürütmektedir. Ancak ülkenin güvenliğine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları, bu hedeflerin gerçekleştirilmesini zorlaştırabilir.

Yatırımcılar açısından siyasi istikrar ve güvenlik, en az vergi avantajları ve finansman koşulları kadar önemlidir. Havalimanlarının, petrol tesislerinin ve ticari altyapının hedef alınması, ülkenin güvenli yatırım merkezi olma iddiasını zayıflatabilir. Ayrıca savunma harcamalarının artması, kaynakların kalkınma yatırımlarına ayrılmasını güçleştirebilir.

Bu gelişmeler Türkiye açısından da yakından izlenmelidir. Petrol fiyatlarında yaşanabilecek yükseliş, enerji ithalatı faturasını artırarak enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilir. Navlun ve sigorta maliyetlerindeki artış ise ihracatçıların rekabet gücünü olumsuz etkileyebilir. Dolayısıyla Yemen’deki çatışma, coğrafi olarak uzak görünse de Türkiye’nin ekonomik dengelerine doğrudan yansıyabilecek bir risk oluşturmaktadır.

Çözüm askerî güçte mi, diplomaside mi?

Bana göre meselenin en önemli noktası, Husilerin saldırılarının yalnızca askerî yöntemlerle sona erdirilemeyecek olmasıdır. Geçmiş yıllarda yürütülen operasyonlar, Yemen’de kalıcı siyasi istikrarı tek başına sağlayamamıştır. Üstelik saldırılara karşılık verilen yeni saldırılar, sivil kayıpları artırarak düşmanlığı daha da derinleştirebilmektedir.

Kalıcı çözüm için Yemen’de kapsayıcı bir siyasi düzen kurulması, tarafların güvenlik kaygılarının ele alınması, insani yardımların önündeki engellerin kaldırılması ve İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerilimin azaltılması gerekmektedir. Uluslararası toplumun da deniz ticaretinin güvenliğini savunurken Yemen halkının insani ihtiyaçlarını göz ardı etmemesi önem taşımaktadır.

Sonuç olarak Husilerin Suudi Arabistan’a saldırmasının arkasında geçmiş savaşların yarattığı düşmanlık, Yemen’de iktidar mücadelesi, İran’ın bölgesel nüfuzu ve stratejik deniz yolları üzerindeki rekabet bulunmaktadır. Bugünkü tırmanış ise bu unsurların daha geniş bir bölgesel çatışmayla birleştiğini göstermektedir.

Ortadoğu’nun ihtiyacı yeni füze saldırıları ve misillemeler değil, kalıcı bir barış düzenidir. Çünkü savaşın maliyetini yalnızca devletler ve silahlı gruplar değil, hayatını kaybeden siviller, geçim mücadelesi veren aileler, ticaretle uğraşan işletmeler ve artan enerji fiyatlarıyla karşı karşıya kalan milyonlarca insan ödemektedir. Yemen’de barış sağlanmadan Suudi Arabistan’ın güvenliğini, Kızıldeniz’de istikrarı ve bölge ekonomisinin geleceğini güvence altına almak kolay görünmemektedir.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

Zaferozcivan59@gmail.com

 

Yayınlama: 14.10.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.