Ekonomi dünyasında şirketlerin birleşme ve devralma (M&A) işlemleri kimi zaman bir yenilik hamlesi, kimi zaman krizden çıkış yolu, kimi zaman da küresel rekabet gücünü artırmak için stratejik bir hamle olarak karşımıza çıkıyor. Ancak her birleşme, tek başına pozitif bir ekonomik dönüşüm anlamına gelmez. Bazı birleşmeler ise piyasayı tekelleştirecek güce erişerek fiyatları belirleme kapasitesine sahip dev yapılar ortaya çıkarabilir. İşte tam da bu nedenle, birleşme ve devralmaların denetimi modern ekonomilerin en kritik düzenleme alanlarından biri hâline gelmiş durumda.
Türkiye’de Rekabet Kurumu’nun, Avrupa’da Avrupa Komisyonu’nun ve ABD’de Federal Ticaret Komisyonu ile Adalet Bakanlığı’nın yürüttüğü M&A denetimleri, temel olarak aynı soruyu sorar: “Bu işlem piyasadaki rekabeti azaltır mı?”
Bu soru, ilk bakışta basit görünse de arkasında kapsamlı ekonomik analizler, davranışsal modeller, yapısal tahminlemeler ve sektörel dinamikleri birlikte değerlendiren çok olgunlaşmış bir süreç bulunuyor.
Ekonomik sistem rekabet üzerine kurulu olduğundan, piyasadaki aktörlerin özgürce fiyat ve kalite üzerinden yarışması makroekonomik denge açısından zorunludur. Bu çerçevede bir birleşme, bazı riskleri beraberinde getirir:
Hâkim konum yaratma veya pekiştirme riski:
İki güçlü oyuncunun birleşmesi, özellikle yoğunlaşmış sektörlerde fiyatları tek taraflı belirleme gücü yaratabilir. Tüketicinin fiyat artışına karşı savunmasız kaldığı noktada, düzenleyici otorite devreye girer.
Koordinasyon riskleri:Pazarda oyuncu sayısının azalması, firmaların fiyatlama, üretim kısıtlaması veya pazar paylaşımı gibi alanlarda örtülü iş birliği yapmasını kolaylaştırabilir.
Tedarik zinciri ve dikey entegrasyon etkileri:
Büyük tedarikçilerin büyük üreticilerle birleşmesi, rakiplerin maliyetlerini artırabilir veya pazara giriş engellerini yükseltebilir.
İnovasyonun azalması:
Özellikle teknoloji, ilaç ve iletişim gibi Ar-GE yoğun sektörlerde büyük birleşmeler rekabetçi yenilik baskısını ortadan kaldırabilir.
Bu nedenle otoriteler, birleşme dosyalarını genellikle titizlikle inceler, pazar payı analizleri yapar, geçmiş fiyat hareketlerine bakar, tüketici davranışlarını inceler ve ekonomik modeller üzerinden birleşme sonrası olası senaryoları tahminler.
Günümüz birleşme denetimi, yalnızca bildirimden ibaret bir formalite değil; çok boyutlu bir ekonomik analiz sürecidir. Tipik olarak süreç şu aşamalardan geçer:
1. Bildirimin Yapılması
Belirli ciro eşiklerini aşan işlemler, Rekabet Kurumu’na veya ilgili ülkenin otoritesine bildirilmek zorundadır. Ülkeye göre değişmekle birlikte amaç, ekonomik büyüklüğü olan işlemlerin kontrol dışı kalmasını engellemektir.
2. Ön İnceleme (Faz-1)
Otorite ilk etapta hızlı bir değerlendirme yapar. Çoğu birleşme işlemi bu aşamada rekabeti bozucu bir etki taşımadığı için onaylanır.
Ancak kritik alanlarda faaliyet gösteren firmalar için daha derin inceleme gerekebilir.
3. Derinlemesine Soruşturma (Faz-2)
Bu aşamada rekabet otoritesi sektör analizleri, veri talepleri, fiyat serileri, maliyet yapıları, tüketici anketleri gibi çok geniş bir yelpazede araştırma yürütür.Gerekirse davranışsal ve yapısal çözümlemeler talep eder.
4. Taahhüt ve Çözümler
Eğer birleşme rekabeti tehdit ediyorsa şirketler şu tarz taahhütler sunabilir:
Bir markanın veya tesisin satışı
Belirli müşteri gruplarına ayrımcılık yapılmayacağı güvenceleri
Kritik teknolojilerin lisanslanması
Şeffaf fiyatlandırma taahhütleri
Bu taahhütler kabul edilirse işlem onaylanabilir.
5. Kesin Karar
İşlemler; onaylanabilir, koşullu olarak kabul edilebilir veya tamamen yasaklanabilir.
Türkiye’de yasaklanan birleşmeler az sayıdadır; çoğu işlem ya onaylanır ya da koşullu onay süreciyle düzeltilir.
Dijital ekonominin yükselişi, birleşme denetimini daha kritik hâle getirdi. Bugün bir şirketin değeri ölçülürken yalnızca ciro değil; veri sahipliği, ağ etkisi, kullanıcı kitlesi ve algoritmik üstünlük gibi unsurlar belirleyici rol oynuyor.
Google’ın geçmişte satın aldığı YouTube ve DoubleClick, Facebook’ın WhatsApp ve Instagram alımları, Amazon’un Kiva Systems devralımı gibi örnekler, bugün geriye dönük “acaba rekabetçi piyasa zarar mı gördü?” sorularını gündeme getirdi.
Bu nedenle çağdaş birleşme denetimi artık şu alanlara da bakıyor:
Veri hakimiyeti ve veri bariyerleri
Platform ekonomilerinde çoklu pazarlara etki
Algoritmik fiyatlama riskleri
Start-up’ların “öldürücü satın alımlar” ile elenmesi
Rekabet otoriteleri, gelecekte piyasanın nasıl şekilleneceğini öngörmek zorunda. Bu da birleşme denetimini giderek daha sofistike kılıyor.
Türkiye’de son yıllarda birleşme ve devralma bildirimlerinde belirgin bir artış var. Özellikle enerji, bankacılık, finans teknolojileri, perakende, kargo-lojistik ve e-ticaret alanlarında yoğunlaşma eğilimi dikkat çekiyor.
Rekabet Kurumu’nun güçlü denetim kapasitesi sayesinde:
Yoğunlaşmış sektörlerde tüketiciler korunuyor.
Olası tekelleşme adımları erken aşamada engelleniyor.
Küresel işlemlerde Türkiye’nin pazarı bağımsız bir şekilde analiz ediliyor.
Son dönemde bankacılık, dijital hizmetler, sağlık teknolojileri ve e-ticaret alanında verilen koşullu onaylar, Kurum’un esnek fakat kararlı bir yaklaşım izlediğini gösteriyor.
Birleşme denetiminin amacı piyasanın dinamiğini kısıtlamak değil; tam tersine, sağlıklı rekabeti canlı tutmaktır.
Birleşmeler; yatırımı artırabilir, kapasiteyi genişletebilir, ölçek ekonomisi yaratabilir, inovasyonu hızlandırabilir ve uluslararası rekabet gücünü yükseltebilir.
Ancak aynı zamanda:
Tüketiciyi korumak,
Giriş bariyerlerini kollamak,
Fiyat artışlarını önlemek
Küçük işletmeler için rekabet alanını açık tutmak
Rekabet otoritelerinin asli görevidir.
Dengeli ve analitik bir birleşme denetimi, piyasanın doğal işleyişini destekleyen bir güvenlik mekanizmasıdır.
Sonuç: Rekabetin Geleceği Denetimin Kalitesine Bağlı
Bugünün ekonomisinde birleşme ve devralma süreçleri, yalnızca iki şirketin anlaşmasından ibaret değil; tüm bir sektörün geleceğini belirleyen adımlar hâline geldi. Bu yüzden rekabet otoritelerinin görevi her zamankinden daha stratejik.
Serbest piyasanın sigortasıdır,
Tüketici refahını korur,
Yenilikçi şirketlerin nefes almasını sağlar,
Tekelleşme riskine karşı piyasayı dirençli kılar.
Ekonomi ne kadar hızla değişirse değişsin, rekabet hukukunun bu denetim görevi önemini korumaya — hatta artırmaya — devam edecek. Çünkü rekabet yalnızca şirketler arasındaki bir yarış değil; toplumun tamamı için ekonomik canlılığın ve adil fiyatların güvencesidir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
Zaferozcivan59@gmail.com