Sürat Lojistik Hedefi Koydu: 2025’te Sistemi Kurdu, İlk 5 ve Global İlk 10’a Koşuyor

Sürat Lojistik Genel Müdürü Tarkan Türkel, Sürat Lojistik’in önümüzdeki 5 yılda Türkiye’de yerli firmalar arasında ilk 5’e, global lojistik oyuncuları arasında ise ilk 10’a girme hedefini; Doğu Avrupa’da özellikle Polonya–Romanya hattında planlanan yapılanma adımları ile dijitalleşme ve yeşil lojistik odaklı yatırım planlarını Ekonomi Yöntem okurlarıyla paylaştı.

Sürat Lojistik Hedefi Koydu: 2025’te Sistemi Kurdu, İlk 5 ve Global İlk 10’a Koşuyor

Dijitalleşme ve intermodal taşımacılığı stratejisini merkezine alan Sürat Lojistik, 2025’in ilk yarısında iş hacmini iki katın üzerine çıkarırken; serbest depo yatırımları, dökme yük elleçleme kapasitesi, soğuk zincir taşımacılığı ve veri odaklı operasyon yönetimiyle “taşımanın ötesine geçen” entegre bir lojistik modeliyle dikkat çekiyor. Şirket açısından 2025, yalnızca hızlı bir büyüme dönemi değil; artan hacmin sürdürülebilir biçimde yönetilebilmesi için operasyonel süreçlerin standartlaştırıldığı, karar mekanizmalarının veriye dayandırıldığı ve dijital altyapının uçtan uca kurgulandığı bir “sistem kurma ve sistem inşa etme yılı” olarak konumlanıyor.

Ekonomi Yöntem olarak Sürat Lojistik Genel Müdürü Sayın Tarkan Türkel ile gerçekleştirdiğimiz kapsamlı röportajda; bu sistem inşasının şirketin büyüme stratejisine nasıl yön verdiği, dijitalleşme ve intermodal taşımacılığın operasyonel verimlilik üzerindeki etkisi, serbest depo ve özel yük elleçleme yatırımlarının yarattığı esneklik ile 24 bin ton yükün 19 saat gibi rekor bir sürede tahliye edilmesini mümkün kılan planlama ve organizasyon kabiliyeti tüm boyutlarıyla ele alındı.

Röportajda ayrıca Tarkan Türkel’in paylaştığı, Sürat Lojistik’in önümüzdeki 5 yıl içinde Türkiye’de yerli lojistik firmaları arasında ilk 5’e, global lojistik oyuncuları arasında ise ilk 10’a girme hedefi, Doğu Avrupa’da özellikle Polonya–Romanya hattında planlanan doğrudan yapılanma adımları ile dijitalleşme ve yeşil lojistik ekseninde şekillenen yatırım planları da Ekonomi Yöntem okurlarıyla paylaşıldı.

 

2025 Lojistik Sektörü: Hız, Öngörülebilirlik ve Sürdürülebilirlik Öne Çıktı

 

  • 2025 lojistik sektörü için nasıl bir yıldı?

2025, lojistik sektörü açısından hız kadar öngörülebilirlik ve maliyet yönetimi sınavının öne çıktığı bir yıldı diyebilirim. Özellikle yakıt, işçilik ve kapasite maliyetleri şirketleri daha verimli çalışmaya itti. Bu ortamda fark yaratanlar; dijitalleşmeyi merkeze alan, intermodal çözümleri geliştiren ve sürdürülebilirliği iş modelinin ayrılmaz parçası haline getiren firmalar oldu. Bu nedenle 2025’in lojistik sektörü açısından dönüşümün değil, aynı zamanda yeniden tanımlanmanın ivme kazandığı bir yıl olarak öne çıktı.

Pandemi sonrası oluşan küresel kırılganlıklar, lojistik süreçlerin sadece verimli değil, aynı zamanda esnek, dayanıklı ve öngörülebilir olmasını zorunlu hale getirdi. Bu durum, sektör oyuncularını daha çevik yapılar kurmaya, dijitalleşmeye hız vermeye ve müşteri deneyimini uçtan uca yeniden tasarlamaya yöneltti. Bugün artık yapay zekâ destekli rota optimizasyonları, otonom araçlara hazırlık süreçleri, karanlık depo uygulamaları ve çok modlu taşımacılık çözümleri yalnızca vizyoner planların parçası değil; doğrudan operasyonel gereklilikler olarak sahada yerini aldı.

Sürdürülebilirlik ise lojistikte “olursa iyi olur”dan çıkarak, tüm yatırım ve operasyon kararlarının belirleyici unsuru haline geldi. Elektrikli araçlar, karbon emisyonu hesaplamaları, enerji verimli depo çözümleri ve intermodal taşımacılığın yaygınlaştırılması gibi adımlar, çevresel sorumluluğun yalnızca kurumsal itibar değil, aynı zamanda maliyet ve rekabetçilik avantajı sağladığını gösteriyor. Artık lojistik, yalnızca bir taşıma veya depolama hizmeti sunmakla sınırlı olmayan; veri yönetiminin, ileri teknoloji uygulamalarının, müşteri deneyiminin ve çevresel sürdürülebilirliğin kesişiminde konumlanan stratejik bir sektöre dönüşmüş durumda. Bu dönüşüm, sektördeki vizyoner firmalara yalnızca yeni iş modelleri yaratma değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel tedarik zincirlerinin mimarı olma fırsatı sunuyor.

 

  • Sürat Lojistik için 2025 nasıldı? 2025 itibarıyla iş hacminizi ikiye katladığınıza yönelik açıklamanız olmuştu. Bu büyümenin temel itici güçleri neler oldu? Hangi stratejiler sizin için en kritik oldu?

Bizim açımızdan 2025, “ölçeği büyütürken sistemi kurma” yılıydı diyebilirim. Operasyon kabiliyetimizi genişletirken aynı anda dijital omurgayı kurduk; yani işi sadece büyütmedik, yönetilebilir hale getirdik. Sizin de ifade ettiğiniz gibi 2025’in ilk yarısında iş hacmimizde iki katın üzerinde büyüme kaydettik; bu ivmenin arkasında kadro, operasyon disiplini ve dijitalleşme var.

Bugün yaptığımız her yatırımı, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamak için değil; aynı zamanda Türkiye’yi lojistikte küresel bir merkez haline getirecek uzun vadeli bir vizyonun parçası olarak değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda, serbest depo yatırımlarımızı artırarak tedarik zincirinin her aşamasında daha fazla entegre hizmet sunabilir hale geldik. Dökme yük elleçleme sistemleri, yüksek hacimli ve özel ürün gruplarına yönelik sunduğumuz hizmet kapasitesini büyütürken, operasyonlarımızın çeviklik ve verimlilik düzeyini de üst seviyeye taşıdık. Soğuk zincir taşımacılığında ise söz sahibi şirketler arasına girdik. Dijital dönüşüm tarafında da ERP sistemleri ve ileri seviye araç takip çözümleriyle operasyonel süreçlerimizi uçtan uca entegre ettik. Müşterilerimize sunduğumuz şeffaflık, hız ve izlenebilirlik sayesinde yalnızca lojistik hizmeti sunmuyor, onların iş süreçlerine stratejik bir katkı da sağlıyoruz. Artık taşımanın ötesinde, veri odaklı lojistik zekâ sunan bir yapıya evriliyoruz.

Rekor Performans: 24 Bin Ton Yük Nasıl 19 Saatte Tahliye Edildi?

 

  • Geçtiğimiz aylarda “24 bin ton yükü 19 saat içinde tahliye ederek” bir performans rekoru kırdınız. Bu başarının ardında ne gibi operasyonel ya da teknolojik yenilikler var? Bu tür yüksek performansı sürdürülebilir kılmak adına ne gibi önlemler alıyorsunuz?

 

24 bin ton yükü 19 saat gibi bir süre içinde tahliye etmek, operasyonel mükemmeliyet yolculuğunda bizim için önemli bir kilometre taşı oldu. Bu süre, planlama, ekip uyumu ve teknoloji entegrasyonu açısından yeni bir seviyeyi temsil ediyor. Daha önce 24 bin tonluk gemi tahliyesi genellikle 2 ya da 3 güne yayılan bir sürede tamamlanıyordu. Yaptığımız süreç iyileştirmeleri, planlama kabiliyetimiz ve ekipman verimliliğimiz sayesinde; aynı miktardaki yükü bir günden daha kısa sürede tahliye edebilir hale geldik. Bu rekoru kırarken çalışan sayısını artırmadık, mevcut kadroyla fakat yenilenen ekipmanlarla daha yüksek verim elde ettik. 19 saatlik süre aslında bu dönüşümün somut bir sonucu, bizim için bu rekor daha iddialı hedeflerimizin bir başlangıcı.

Bu rekor, sadece bir hız artışı değil, aynı zamanda iş gücü planlamasından ekipman kullanımına, vardiya organizasyonundan liman içi trafik yönetimine kadar tüm zincirin daha verimli çalıştığını ortaya koyan bir performans göstergesi. Deniz taşımacılığının önemli kavramlarından biri olan “demuraj”, tahliye süresinin uzaması halinde ortaya çıkan ek maliyetleri ifade ediyor. Buna karşılık operasyonun daha kısa sürede tamamlanması durumunda devreye giren “dispeç” ise müşteriye maliyet avantajı sağlıyor. 24 bin ton yükü 19 saatte indirerek geminin limanda bekleme süresini azaltarak demuraj riskini düşürüp, hatta çoğu zaman dispeç kazançlarının kapısını da aralamış olduk. Bu hız ve verimlilik de doğrudan müşterilere maliyet avantajı olarak yansıyor.

 

Intermodal Taşımacılıkta Stratejik Hedefler: Maliyet Avantajı ve Karbon Azaltımı

 

  • Özellikle intermodal taşımacılık tarafında ne gibi stratejik hedefleriniz var? Bu modelin hem maliyet hem de çevresel etki açısından avantajlarını nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’de lojistik hâlâ büyük oranda karayolu odaklı. Biz bu bağımlılığı azaltmak için intermodal taşımacılığa ciddi yatırım yapıyoruz. Biz deniz ve demiryolu kombinasyonunu devreye alarak maliyetleri düşürmeyi ve karbon salımını azaltmayı hedefliyoruz. Intermodal taşımacılık hizmetimiz aktif biçimde devrede, özellikle Türkiye-Avrupa hattında taşımalarımız sorunsuz devam ediyor.

Intermodal hatlarımızı genişleterek karayoluna bağımlılığı azalltma yönünde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde sektörde üç ana başlık öne çıkacak. Bunlar intermodal taşımacılık, dijitalleşme ve yeşil lojistik. Artık sadece yükü taşımak değil, veriyi de taşımak gerekiyor. Müşteri deneyimini veriyle yönetmek, karbon ayak izini azaltmak ve teslimat süreçlerini otomasyonla optimize etmek yeni dönemin ana eksenleri olacak. Ben sürdürülebilir ve maliyet etkin bir lojistik ekosistem için intermodal taşımacılığın şart olduğunu düşünüyorum. Bu alandaki dönüşümün hem kamu yatırımları hem de özel sektörün yönlendirici gücüyle hızlandırılması gerekiyor.

 

Doğu Avrupa Açılımı: Polonya ve Romanya Merkezli Büyüme Stratejisi

 

  • 2025 sonrasında Doğu Avrupa’da şirket kurmaya hazırlandığınızı biliyoruz. Bu kararın arkasındaki motivasyon nedir? Hangi ülkeler öncelikli pazarlar olarak görünüyor?

 

Evet, 2026 içinde Avrupa’da doğrudan yapılanma için somut adımlar atmayı planlıyoruz. İlk odağımız Doğu Avrupa ve özellikle Polonya-Romanya hattı. Polonya’yı Avrupa pazarına açılan stratejik bir kapı olarak görüyoruz. Gelişmiş lojistik altyapısı, güçlü dağıtım ağları ve Batı Avrupa ile kurduğu ticari entegrasyon, bu ülkeyi bizim için doğal bir merkez haline getiriyor. Romanya ise hem coğrafi yakınlığı hem de Türk şirketlerinin pazarda güçlü şekilde karşılık bulması nedeniyle öncelikli ülkeler arasında yer alıyor.

Bu kararın arkasındaki temel motivasyonumuz, Avrupa operasyonlarını sadece acente yapıları üzerinden değil, doğrudan sahada yönetilen bir organizasyonla yürütme isteğimiz. Böylece operasyonel kontrolü artırmayı, hizmet kalitesini standartlaştırmayı ve Türkiye çıkışlı lojistik akışını daha etkin biçimde yönetmeyi hedefliyoruz. Ancak bu süreci aceleci bir genişleme olarak değil, konsolide ve sağlıklı bir büyüme adımı olarak ele alıyoruz. Bir diğer motivasyonumuz ise Türkiye’nin potansiyeli. Üç saatlik uçuş mesafesiyle 50’den fazla ülkeye erişim sağlanabilen bu eşsiz coğrafi konum, Türkiye’yi bölgesel bir lojistik üssü haline getiriyor. Doğru planlama yapılırsa bu coğrafya, Orta Koridor’un kalbi haline gelir. Biz Sürat Lojistik olarak bu vizyonla hareket ediyor, hem ülkemiz içinde lojistik merkezler kuruyor hem de yurtdışına uzanan bir taşıma ağı inşa ediyoruz.

 

  • Yeni yurtdışı yapılanmaları, Türkiye çıkışlı lojistik akışını ve intermodal ağınızı nasıl etkileyecek? Bu genişlemenin önümüzdeki 3–5 yıllık hedeflerine etkisi ne olacak?

 

Avrupa pazarında sürdürülebilir büyümenin ancak doğrudan operasyon yönetimiyle mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle, önümüzdeki dönemde kendi şirketimizi kurarak Türk taşımacılık markasının uluslararası pazarda doğrudan temsilcisi olacağız. Amacımız organik bir yapılanma kurmak. Bu yapılanma, özellikle Türkiye-Avrupa hattında intermodal ağımızı daha güçlü ve entegre bir yapıya kavuşturacak. Doğu Avrupa’daki varlığımız sayesinde yüklerin Avrupa içindeki dağıtımı daha kısa transit sürelerle gerçekleştirilecek; aktarma noktalarında yaşanan zaman ve maliyet kayıpları da minimize edilecek. Aynı zamanda demiryolu ve denizyolu bağlantılarını daha etkin kullanarak karayoluna olan bağımlılığı azaltmak mümkün olacak. Böylece maliyet avantajı ve çevresel sürdürülebilirlik açısından daha dengeli bir yapı kurmayı hedefliyoruz. Bu genişleme orta ve uzun vadede operasyonel dayanıklılığımızı, rekabet gücümüz ve uluslararası marka değerimizi güçlendirecek stratejik bir adım olacak.

 

  • Önümüzdeki dönemde şirketin en büyük yatırım kalemi ne olacak? Dijitalleşme mi, uluslararası genişleme mi, depo, araç- filo yatırımları mı?

 

Yatırımlarla ilgili 2026 planımız şu 5 eksen üzerine kurulu;

  • Operasyonel kapasite artışı,
  • Dijitalleşme ve otomasyon,
  • Avrupa’da doğrudan yapılanma,
  • Intermodal hatların güçlendirilmesi,
  • Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik.

Özellikle dijitalleşme tarafında, rota planlamadan teslimat analizine kadar tüm sistemi veriyle yöneten bir modele geçiyoruz. Dijitalleşmeyi sadece bir altyapı yatırımı değil, bir düşünme biçimi olarak görüyoruz. Zaten tüm operasyon zincirimizi uçtan uca dijital ortama taşımış durumdayız. Rota planlama, yük optimizasyonu, filo takibi ve müşteri görünürlüğü artık tek bir platform üzerinden yönetiliyor. Bu sayede hem operasyonel hız kazandık hem de karar verme süreçlerimiz veriye dayalı hale geldi. Şimdi karanlık depoların tamamen otonom hale geldiği, yapay zekânın operasyonel kararları yönettiği bir model hedefliyoruz. Böylece müşteriler sadece teslimat değil, çevresel etki performansını da takip edebilecek. Dijitalleşmenin ikinci evresinde amaç, sürdürülebilirliği görünür hale getirmek.

 

  • Türkiye’de ve uluslararası arenada lojistik sektörünün rekabeti her geçen gün artıyor. Sürat Lojistik’i rakiplerinden ayıran en önemli farklar sizce neler?

 

Ben bunu üçbaşlıkta özetliyorum: doğru kadro, operasyonel disiplin ve dijitalleşme. Biz şirketin temel yapı taşlarını yani sistemleri, süreçleri ve ekibi sıfırdan kurduk; hiyerarşiden çok sorumluluğa dayalı, hızlı karar alan bir kültür inşa ettik. Müşteri deneyiminde en büyük farkı görünürlük ve dinamik planlamada yarattık. Rota planlama, yük optimizasyonu, filo takibi ve müşteri görünürlüğünü tek platformdan yönetiyoruz; bu sayede hem hız kazandık hem de hata oranlarını düşürüp teslimat sürelerini kısalttık.

 

  • Türkiye’nin dış ticaret hacmi, coğrafi konumu ve bölgesel aktarma merkezi potansiyeli düşünüldüğünde, Sürat Lojistik’in rolünü nasıl tanımlıyorsunuz?

 

Türkiye stratejik coğrafi konumu, artan dış ticaret hacmiyle bölgesel bir aktarma merkezi olma potansiyeline sahip çok özel bir ülke. Bu potansiyelin gerçek anlamda değerlendirilebilmesi ise lojistikte hızlı, entegre ve sürdürülebilir çözümler sunabilen güçlü oyuncularla mümkün. Biz de Sürat Lojistik olarak ticaretin sürekliliğini ve rekabet gücünü destekleyen bir lojistik çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin üretim gücünü doğru taşıma modlarıyla, doğru pazarlara ve doğru zamanda ulaştırmak bizim temel sorumluluğumuz olarak görmekteyiz.

 

Yerel Güçten Küresel Oyunculuğa: Sürat Lojistik’in Hedefleri

 

  • Önümüzdeki 5–10 yılda Türkiye’nin lojistik altyapısı, intermodal taşımacılık ve sürdürülebilir lojistik açısından neler değişir / gelişir? Sürat Lojistik bu dönüşümde nasıl bir aktör olmayı hedefliyor?

 

Türkiye lojistik ve taşımacılık sektörü hizmet ihracatı için 2028 yılında 78 milyar dolar gibi bir hedefi var. Dijital dönüşüm, yapay zekâ destekli lojistik çözümleri ile yeşil ve sürdürülebilir uygulamalar, sektörün yalnızca operasyonel yapısını değil, karar alma ve değer yaratma biçimini de köklü şekilde dönüştürüyor. Sürat Lojistik olarak hedefimiz; Avrupa’da doğrudan yapılanma adımlarını somutlaştırmış, intermodal ve dijital omurgayı daha da güçlendirmiş, kapasitesini büyütürken kaliteyi sabitlemiş bir şirket olarak sektörümüze öncülük etmek.

Bugün geldiğimiz noktada; ciro ve hacim bazında Türk menşeli lojistik firmalar içinde ilk 10’da olduğumuzu ön görüyoruz. Hedef tarafında ise iki çıpamız var. İlk olarak 5 yıl içinde yerli firmalar arasında ilk 5’e, global oyuncuların da olduğu ölçekte ilk 10 listesine girmek.

 

 

Yayınlama: 06.01.2026
Düzenleme: 06.01.2026 07:18
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

error: Content is protected !!