Lojistikte Asıl Darboğaz Altyapı Değil, Karar Yetkisinin Konumudur

1985 Bursa doğumlu olan Onur Kurtay, Ukrayna Kiev Avrupa Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı eğitimi aldı. Ukrayna’da bulunduğu süre içerisinde öğrenci birliği ve iş adamları dernekleriyle ortaklaşa çalışmalarda bulunan Kurtay, Türkiye konsolosluğu ile kültür gelişimi çalışmalarında yer almış, düzenlenen çeşitli fuar organizasyonlarında iş adamları ve diplomat karşılamalarında görev almıştır. Aktif olarak Profesyonel iş hayatında Pazar araştırması, Uluslararası Pazarlama, Dış Ticaret , Markalaşma ve Uluslararası Ticari Işbirlikleri konularında çalışmalarına devam eden Onur Kurtay, Sivil Toplum Kuruluşlarında aktif görev almış, Gemlik Kent Konseyi Gençlik Meclisinde başkanlık yapmış, Ukrayna İş Adamları Derneği (TUİD) ve Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) ile ortak faaliyetlerde bulunmuştur.
Not: Bu yazı, yazarın kişisel görüş ve değerlendirmelerini içermektedir.

Türkiye’de lojistik denilince akla ilk gelen, devasa liman yatırımları, otoyollar ve havalimanları oluyor. Kuşkusuz, jeolojiktik konumumuzun hakkını vermek için fiziksel altyapı şart. Ancak sektörün bugün içine düştüğü asıl darboğaz, betonun veya demirin eksikliği değil; karar yetkisinin yanlış konumlandırılmasıdır.

Bugün Türk lojistik dünyasında karar mekanizması, sahadan ve operasyonel veriden kopuk, sadece finansal kısıtlarla yönetilen bir hiyerarşinin en tepesinde hapsolmuş durumda.

Global Trend, kararı uçlara taşımak

2026 yılı itibarıyla küresel lojistik devlerinin ajandasında en üst sırada Merkezi Olmayan Karar Alma yer alıyor. Gartner ve benzeri kuruluşların güncel analizleri, karar yetkisini sahadaki otonom birimlere devreden şirketlerin, beklenmedik aksamalara karşı %35 daha hızlı aksiyon alabildiğini gösteriyor.

Dünya, operasyonun dijital ikizini çıkarıp kararı verinin en taze olduğu noktaya indirirken, biz hala operasyonel birikimden yoksun, sadece bütçe disipliniyle donatılmış onay labirentlerinde zaman kaybediyoruz.

Türkiye’nin verimlilik kaybı 

Türkiye’de karar yetkisi hala operasyona en uzak noktada. Sahadaki bir yöneticinin saniyeler içinde çözebileceği bir kriz, merkezden gelecek onayı beklerken devasa bir maliyet kalemine dönüşüyor. Lojistiği sadece bir maliyet merkezi olarak gören bu hantal yapı, aslında en büyük gizli maliyeti kendisi yaratıyor.

Hızın sadece aracın kilometresiyle ölçüldüğü o eski dünya kapandı. Bugün hız, kararın hızıdır. Karar yetkisi sahanın dışına çıktığında üç büyük kayıp yaşarız;

Hız Kaybı, veri yukarı çıkıp karar aşağı inene kadar fırsat penceresi kapanır.

Rasyonalite Kaybı, sadece rakama bakan yönetici, sahadaki sistem yorgunluğunu göremez.

İnovasyon Kaybı, yetkisi olmayan profesyonel çözüm üretmez, sadece talimat bekler.

Altyapı Tamam, Ya Zihin Yapısı?

Türkiye’nin 2026 lojistik vizyonu, daha fazla beton dökmek değil, ya da daha fazla araç satın almak değil.  Daha çevik bir karar mekanizması inşa etmek olmalıdır. Asıl sorunumuz gümrükteki kuyruklar değil, o kuyruğu önceden görecek veriyi ve o veriye göre rota değiştirecek yetkiyi sahadaki profesyonele teslim edememektir. Bu sadece tek bir konu, bunun gibi sizlere binlerce konu sıralayabilirim. 

En modern limanlara sahip olsanız bile, filonuzda en modern araçlara ve imkanlara sahip olsanız dahi karar yetkiniz hiyerarşinin hantal koridorlarında sıkışmışsa, global rakiplerinizle yarışamazsınız. Çözüm basit ama cesaret istiyor. 

Yetkiyi sahanın dinamizmine ve verinin doğruluğuna teslim etmek.

 

Yayınlama: 24.02.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.