Türkiye’de otomobil almak artık sadece araç seçmekle bitmiyor. Vatandaş önce fiyatlara bakıyor, ardından kredi faizlerine, aylık taksitlere ve bankaların şartlarına göz atıyor. Son dönemde ise taşıt kredilerinde yaşanan gelişmeler otomobil piyasasında yeni bir dönemin kapısını araladı. Özellikle yüksek enflasyonla mücadele kapsamında sıkı para politikasını sürdüren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, kredi musluklarını kontrollü şekilde açmaya devam ediyor. Bu durum en çok da taşıt kredilerinde hissediliyor.
Eskiden vatandaş bankaya gidip daha kolay taşıt kredisi kullanabiliyordu. Şimdi ise hem faiz oranları yükseldi hem de krediye ulaşmak zorlaştı. Uzmanlara göre Merkez Bankası’nın amacı vatandaşın harcamalarını tamamen durdurmak değil; aşırı borçlanmayı ve kontrolsüz tüketimi yavaşlatmak. Çünkü son yıllarda otomobil piyasasında yaşanan sert fiyat artışları ve krediyle yapılan yoğun alımlar ekonomide ciddi baskı oluşturdu.
Özellikle pandemi sonrası dönemde otomobil bir ihtiyaçtan çok yatırım aracı gibi görülmeye başlanmıştı. Döviz kurundaki yükseliş, sıfır araç üretimindeki sorunlar ve ikinci el piyasasındaki hareketlilik fiyatları hızla yukarı taşıdı. Vatandaş “Bugün almazsam yarın daha pahalı olur” düşüncesiyle bankalara yöneldi. Ancak krediyle büyüyen bu talep enflasyonu da besleyen unsurlardan biri oldu.
Merkez Bankası şimdi tam da bu noktada frene basıyor. Taşıt kredilerinde hem vade sınırları hem de kredi tutarları daha sıkı hale getiriliyor. Özellikle yüksek fiyatlı araçlarda kullanılan kredi miktarının düşürülmesi dikkat çekiyor. Eskiden araç bedelinin büyük kısmı krediyle karşılanabilirken bugün vatandaş daha yüksek peşinat bulmak zorunda kalıyor.
Bu durum doğal olarak otomobil satışlarını da etkiliyor. Otomotiv bayilerinde eski yoğunluk yok. Birçok vatandaş fiyatlara bakıp geri dönüyor. Çünkü aylık taksitler artık birçok ailenin bütçesini zorluyor. Orta gelirli vatandaş için otomobil sahibi olmak her geçen gün daha da zor hale geliyor.
Örneğin bugün ortalama bir sıfır otomobil için kullanılan kredinin aylık geri ödemesi kira seviyelerini aşabiliyor. Üstelik sigorta, bakım, yakıt ve vergi masrafları da eklenince araç sahibi olmak ciddi bir ekonomik yük oluşturuyor. Bu nedenle bazı vatandaşlar araç alma planını erteliyor, bazıları ise ikinci el piyasasına yöneliyor.
Ancak ikinci el piyasasında da işler eskisi gibi değil. Daha önce yatırım amacıyla araç alan birçok kişi şimdi satış yapmakta zorlanıyor. Çünkü krediye erişim azaldıkça piyasadaki alıcı sayısı da düşüyor. Bu nedenle bazı araç ilanlarında fiyat düşüşleri görülmeye başlandı. Uzmanlara göre bu süreç devam ederse otomobil piyasasında daha dengeli bir yapı oluşabilir.
Merkez Bankası’nın taşıt kredilerindeki sıkı duruşunun arkasında sadece otomobil piyasası yok. Asıl hedef enflasyonu kontrol altına almak. Çünkü ekonomide kredi hacmi büyüdükçe piyasadaki para miktarı da artıyor. Bu da talebi canlı tutarak fiyatların yükselmesine neden olabiliyor. Özellikle ithal ürün ağırlıklı olan otomobil sektörü cari açık üzerinde de baskı oluşturuyor. Türkiye’de satılan araçların önemli bölümü ithal edildiği için artan araç talebi döviz ihtiyacını da artırıyor.
Ekonomi yönetimi bu nedenle kredi büyümesini daha kontrollü hale getirmeye çalışıyor. Taşıt kredileri de bu politikanın önemli ayaklarından biri haline gelmiş durumda. Bankalar artık kredi verirken çok daha temkinli davranıyor. Gelir durumu, kredi notu ve ödeme kapasitesi daha detaylı inceleniyor.
Vatandaş cephesinde ise karışık duygular hakim. Bir kesim kredi sınırlamalarını gerekli görüyor. Çünkü geçmişte kontrolsüz kredi büyümesinin enflasyonu artırdığı düşünülüyor. Ancak başka bir kesim ise özellikle dar gelirli vatandaşın araç sahibi olmasının giderek imkânsız hale geldiğini savunuyor.
Otomotiv sektörü temsilcileri ise dengeli bir politika çağrısı yapıyor. Sektöre göre piyasayı tamamen durduracak kadar sert kredi kısıtlamaları hem üretimi hem de satışları olumsuz etkileyebilir. Çünkü otomotiv sektörü sadece araç satışından ibaret değil. Yan sanayi, servis, sigorta, yedek parça ve lojistik gibi birçok alan bu sektörle bağlantılı çalışıyor.
Önümüzdeki dönemde faiz politikalarının nasıl şekilleneceği taşıt piyasasının yönünü belirleyecek en önemli unsur olacak. Eğer enflasyonda kalıcı düşüş sağlanırsa kredi faizlerinde de zamanla gevşeme yaşanabilir. Ancak kısa vadede sıkı para politikasının devam edeceği görüşü ağırlık kazanıyor.
Vatandaş artık otomobil alırken sadece aracın fiyatına değil, toplam maliyete bakıyor. “Aylık taksiti ödeyebilir miyim?”, “Faiz daha da yükselir mi?”, “Araç fiyatları düşer mi?” gibi sorular daha fazla soruluyor. Bu da tüketici davranışlarının değiştiğini gösteriyor.
Kısacası Türkiye’de taşıt kredilerinde yeni bir dönem başladı. Kolay krediyle araç alma dönemi yerini daha temkinli ve hesaplı bir sürece bırakıyor. Merkez Bankası ekonomide frene basarken vatandaş da harcamalarında daha dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Önümüzdeki aylarda hem kredi faizlerinin hem de otomobil piyasasının nasıl şekilleneceği milyonlarca kişinin gündeminde olmaya devam edecek gibi görünüyor.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar