Yıllardır savaşın, yıkımın ve gözyaşının eksik olmadığı Gazze’de yine tarihi öneme sahip gelişmeler konuşuluyor. Uluslararası diplomasi kulislerinde ve Filistin siyasetinde, Gazze’nin geleceğine ilişkin yeni bir yönetim modeli ve seçim ihtimali gündemin en sıcak başlıkları arasında yer alıyor. Eğer bu süreç başarıyla tamamlanırsa, Filistin tarihinde yeni bir dönemin kapısı aralanabilir.
Gazze denildiğinde akla ilk gelen şey ne yazık ki bombalanmış binalar, enkaz altındaki insanlar ve hayatını kaybeden masum siviller oluyor. Yıllardır süren çatışmalar nedeniyle milyonlarca Filistinli büyük acılar yaşadı. Elektrik, su, sağlık ve eğitim hizmetleri neredeyse durma noktasına geldi. Böyle bir ortamda halkın en büyük isteği artık savaş değil, huzur içinde yaşayabileceği bir gelecek.
Bugün konuşulan en önemli konulardan biri ise Gazze’nin nasıl yönetileceği. Uzun yıllardır bölgenin yönetiminde bulunan Hamas’ın geleceği ve Gazze’de farklı bir siyasi yapının oluşup oluşmayacağı uluslararası toplum tarafından yakından takip ediliyor. Özellikle Arap ülkeleri, Avrupa Birliği ve birçok uluslararası kuruluş, savaş sonrasında Gazze’nin yeniden inşasının ancak istikrarlı ve kapsayıcı bir yönetimle mümkün olacağını savunuyor.
Seçim ihtimalinin gündeme gelmesi ise Filistin halkı açısından büyük önem taşıyor. Çünkü uzun yıllardır sandık başına gidemeyen milyonlarca Filistinli, kendi yöneticilerini demokratik yollarla belirleme fırsatı bulmayı umut ediyor. Seçimler yalnızca siyasi liderleri değiştirmek anlamına gelmez. Aynı zamanda halkın iradesinin yönetime yansıması, toplumun geleceğe güvenle bakabilmesi ve uluslararası desteklerin daha güçlü şekilde bölgeye ulaşabilmesi açısından da önem taşır.
Ancak seçim yapmak, sadece sandıkları kurmaktan ibaret değildir. Öncelikle güvenliğin sağlanması gerekiyor. Bombaların patladığı, insanların yer değiştirmek zorunda kaldığı bir ortamda sağlıklı bir seçim süreci yürütmek oldukça zor görünüyor. Bu nedenle öncelikli beklenti kalıcı ateşkesin sağlanması ve çatışmaların tamamen sona ermesidir.
Bir diğer önemli konu ise Gazze’nin yeniden inşasıdır. Savaşta binlerce ev, okul, hastane ve kamu binası yıkıldı. Yollar zarar gördü, altyapı büyük ölçüde kullanılamaz hale geldi. Uzmanlar, Gazze’nin yeniden ayağa kaldırılması için milyarlarca dolarlık yatırıma ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Ancak bu yatırımların gelebilmesi için güven ortamının oluşması büyük önem taşıyor.
Filistin halkının günlük yaşamına bakıldığında en büyük sorunların başında işsizlik geliyor. Fabrikaların büyük bölümü çalışmıyor. Tarım alanları zarar gördü. Balıkçılar denize açılamıyor. Küçük esnaf ise ayakta kalabilmek için büyük mücadele veriyor. Eğer bölgede istikrar sağlanabilirse hem yeni yatırımlar yapılabilir hem de insanlar yeniden iş sahibi olabilir.
Uluslararası toplumun beklentisi de Gazze’nin yeniden savaş alanı olmaktan çıkmasıdır. Birçok ülke, insani yardımların kesintisiz ulaşmasını ve bölgenin ekonomik olarak yeniden canlanmasını destekliyor. Bunun gerçekleşebilmesi için ise siyasi uzlaşının sağlanması gerekiyor.
Filistin siyasetinde uzun yıllardır yaşanan bölünmüşlük de çözülmesi gereken önemli sorunlardan biri olarak görülüyor. Gazze ile Batı Şeria arasında siyasi birlik sağlanması, ortak kurumların güçlendirilmesi ve halkın tek bir çatı altında temsil edilmesi hem Filistin’in iç istikrarı hem de uluslararası ilişkileri açısından önemli kabul ediliyor.
Elbette bu sürecin kolay olmayacağı da ortada. Yıllardır devam eden çatışmalar toplumda derin yaralar açtı. Güvensizlik ortamı oluştu. Farklı siyasi grupların uzlaşması zaman alabilir. Ancak savaşın kazananı olmadığı artık herkes tarafından kabul edilen bir gerçek. En büyük bedeli ise her zaman siviller ödüyor.
Gazze’de yaşayan çocuklar yıllardır okul yerine sığınakları tanıyor. Gençler gelecek planları yapmak yerine hayatta kalma mücadelesi veriyor. Anne ve babalar ise çocuklarını güven içinde büyütebilmenin hayalini kuruyor. İşte tam da bu nedenle siyasi çözüm arayışları yalnızca yöneticileri değil, milyonlarca insanın yaşamını doğrudan ilgilendiriyor.
Ekonomik açıdan bakıldığında da barışın değeri oldukça büyük. Bölgeye yatırım yapılması, limanların yeniden çalışması, ticaretin canlanması ve istihdamın artması Gazze’nin geleceğini tamamen değiştirebilir. Bugün yardımlarla ayakta duran ekonomi, zamanla üretime dayalı bir yapıya dönüşebilir. Bu da insanların dış yardıma bağımlılığını azaltabilir.
Sonuç olarak Gazze’nin geleceğine ilişkin yürütülen siyasi girişimler dikkatle takip ediliyor. Ancak hangi yönetim modeli benimsenirse benimsensin, kalıcı çözümün temel şartı halkın iradesinin özgür şekilde ortaya çıkabilmesi, güvenliğin sağlanması ve uzun vadeli barışın tesis edilmesidir. Filistin halkının en büyük beklentisi yeni çatışmalar değil; huzur, güven, iş, eğitim ve umut dolu bir gelecek kurabilmektir. Eğer bu hedeflere ulaşılabilirse, Gazze sadece savaş haberleriyle değil, yeniden ayağa kalkmayı başaran insanların umut hikâyeleriyle anılabilir.
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar