Hürmüz’de Gerilim Yeniden Tırmandı

Ekonomist yazar
Not: Bu yazı, yazarın kişisel görüş ve değerlendirmelerini içermektedir.

HÜRMÜZ’DE GERİLİM YENİDEN TIRMANDI

İran ile ABD arasında Hürmüz Boğazı üzerinden yaşanan gerilim yeniden yükseliyor. Tahran, boğazdaki geçiş güzergâhı konusunda geri adım atmayacağını açıklarken, İran lideri Ayetullah Mücteba Hamaney’in danışmanı ve eski Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Muhsin Rızai, ABD savaş gemileri konusunda çok sert ifadeler kullandı. Rızai, İran’ın belirlediği güzergâh dışında başka bir güzergâhın açılmasına “kesinlikle izin vermeyeceklerini” söyledi.

Hürmüz Boğazı’nda tansiyon yeniden yükseldi. İran ile ABD arasında aylardır devam eden savaş, ateşkes girişimleri ve diplomatik temasların ardından gözler bir kez daha dünyanın en önemli enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz’e çevrildi.

İranlı yetkili Muhsin Rızai’nin 4 Ağustos’ta yaptığı açıklama, bölgedeki krizin ne kadar hassas bir noktaya geldiğini gösterdi. Rızai, Hürmüz Boğazı’nda İran’ın kabul ettiği güzergâh dışında başka bir geçiş yolunun açılmasına kesinlikle izin vermeyeceklerini belirtti. Ayrıca ABD savaş gemilerinin boğazın güney güzergâhına getirilmesi halinde doğrudan hedef alınabileceği uyarısında bulundu.

Bu açıklama sıradan bir diplomatik açıklama olarak görülmüyor. Çünkü Hürmüz Boğazı yalnızca İran ile ABD arasındaki bir güvenlik meselesi değil. Burası aynı zamanda dünya ekonomisinin petrol ve doğal gaz damarlarından biri.

DÜNYA PETROLÜNÜN KADERİ HÜRMÜZ’E BAĞLI

Basit bir ifadeyle anlatmak gerekirse, Hürmüz Boğazı dünya enerji ticaretinin ana kapılarından biri.

Savaş ve kriz öncesinde boğazdan günde yaklaşık 20 milyon varil petrol geçtiği ve bunun dünya petrol arzının yaklaşık beşte birine denk geldiği belirtiliyordu. Bugün ise güvenlik endişeleri nedeniyle ticari geçişler ciddi biçimde sınırlanmış durumda. Bazı gemilerin Umman tarafındaki güzergâhtan geçmeye devam ettiği, ancak trafiğin normal seviyelerin oldukça altında kaldığı bildiriliyor.

İşte bu nedenle Hürmüz’de yaşanan her gelişme yalnızca Washington ve Tahran’ı ilgilendirmiyor.

Türkiye de dahil olmak üzere dünyanın birçok ülkesi bu gelişmeleri yakından takip ediyor.

Çünkü boğazda uzun süreli bir kapanma yaşanması halinde petrol arzında sıkıntı çıkabilir. Petrol fiyatları yükselebilir, akaryakıt maliyetleri artabilir, taşımacılık pahalanabilir ve bunun sonucunda gıda başta olmak üzere birçok ürünün fiyatı yeniden yukarı çıkabilir.

Kısacası Hürmüz’deki kriz, binlerce kilometre uzaktaki vatandaşın cebine kadar ulaşabilecek bir krizdir.

İRAN: “BAŞKA GÜZERGÂHA İZİN VERMEYECEĞİZ”

İran’ın son açıklaması özellikle geçiş güzergâhı konusunda düğümlenen anlaşmazlığı ortaya koyuyor.

Muhsin Rızai, İran’ın belirlediği güzergâh dışında başka bir güzergâhın açılmasına izin vermeyeceklerini açıkladı. Rızai ayrıca ABD’nin bölgede uyguladığı ablukanın devam etmesinin Amerikan savaş gemilerini riske atacağını savundu ve gemilerin boğazın güney güzergâhına getirilmesi halinde doğrudan hedef alınabileceği uyarısında bulundu.

Bu sözlerin anlamı açık:

İran, Hürmüz’ün kontrolü konusunda geri adım atmak istemiyor.

ABD ise uluslararası deniz taşımacılığında serbest geçişin sağlanmasını istiyor.

İki tarafın talepleri birbirinden oldukça uzak.

Bu nedenle Hürmüz meselesi, İran ile ABD arasındaki daha geniş kapsamlı anlaşmanın önündeki en önemli başlıklardan biri haline gelmiş durumda.

TRUMP “GÖRÜŞÜYORUZ” DİYOR, İRAN “DOĞRUDAN GÖRÜŞME YOK” DİYOR

Krizin bir başka dikkat çekici yönü ise Washington ile Tahran’ın diplomasi konusunda birbirinden farklı açıklamalar yapması.

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile görüşmelerin sürdüğünü ve yeni bir anlaşmaya ulaşılmasının mümkün olduğunu söyledi. Trump, Hürmüz Boğazı’nın açılmasının görüşmelerin önemli başlıklarından biri olduğunu belirtti.

Ancak İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile doğrudan müzakere yapılmadığını açıkladı. Tahran’ın şu anda özellikle Hürmüz’de güvenli geçiş sağlayacak geçici bir güzergâh konusunda Umman ile görüşmeler yürüttüğü bildirildi.

Burada önemli bir ayrıntı var.

İran ile Umman arasındaki görüşmelerin amacı, boğazdaki deniz trafiğinin güvenli hale getirilmesi için kabul edilebilir bir güzergâh bulmak.

Ancak İran tarafı, böyle bir anlaşmanın otomatik olarak Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılması anlamına gelmeyeceğini özellikle vurguluyor.

Yani masada hâlâ ciddi bir anlaşmazlık bulunuyor.

ABD’NİN TALEBİ: SERBEST GEÇİŞ

Washington açısından temel mesele ise Hürmüz’den gemilerin serbest ve güvenli şekilde geçebilmesi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da daha önce Hürmüz Boğazı’nın uluslararası sular niteliğinde olduğunu ve herhangi bir ülkenin uluslararası sulardan geçiş için ücret veya vergi talep edemeyeceğini söylemişti.

İran ise güvenlik ve egemenlik gerekçeleriyle boğazdaki geçiş düzenlemelerinde daha fazla söz sahibi olmak istiyor.

Dolayısıyla tartışma yalnızca “gemiler geçsin mi, geçmesin mi?” tartışması değil.

Asıl sorun şu:

Hürmüz’de geçişin kurallarını kim belirleyecek?

İran mı?

ABD mi?

İran ve Umman birlikte mi?

Yoksa uluslararası bir mekanizma mı?

Bu soruların cevabı bulunmadan krizin tamamen sona ermesi kolay görünmüyor.

HÜRMÜZ’DE “TAM KAPANMA” VAR MI?

Burada vatandaş açısından önemli bir noktayı da açıklamak gerekiyor.

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan durumun “tamamen hiçbir geminin geçemediği bir kapanma” şeklinde değerlendirilmesi doğru olmayabilir.

Son gelişmelere ilişkin haberlerde, bazı ticari gemilerin Umman tarafındaki güzergâhtan geçiş yaptığı, ancak ticari trafiğin ciddi biçimde azaldığı belirtiliyor. Denizcilik kaynakları da boğazda tam anlamıyla uygulanmış bir abluka bulunmadığını, ancak ticari hareketliliğin oldukça sınırlı olduğunu bildiriyor.

Ancak riskin kendisi ortadan kalkmış değil.

Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) da daha önce Hürmüz’de güvenli geçiş konusunda ciddi endişelerini dile getirmiş ve yeterli güvenlik garantisi bulunmayan koşullarda denizcilerin hayatının riske atılmaması gerektiğini vurgulamıştı.

GEMİLERE YÖNELİK YENİ OLAYLAR ENDİŞEYİ ARTIRIYOR

Krizin daha da tehlikeli hale gelmesinin nedenlerinden biri, ticari gemilerin de olayların içine çekilme ihtimali.

4 Ağustos itibarıyla Hürmüz Boğazı çevresinde bir ticari geminin kimliği belirsiz bir cisim tarafından vurulduğuna ilişkin denizcilik güvenlik raporları da gündeme geldi. Olayın ayrıntıları araştırılırken, bu tür gelişmeler sigorta şirketleri ve uluslararası deniz taşımacılığı açısından büyük önem taşıyor.

Çünkü bir geminin Hürmüz’den geçmesi yalnızca kaptanın “geçiyorum” demesiyle bitmiyor.

Sigorta şirketi risk hesabı yapıyor.

Armatör risk hesabı yapıyor.

Petrol şirketi risk hesabı yapıyor.

Mürettebatın güvenliği hesaplanıyor.

Ve bütün bu risklerin maliyeti sonunda taşınan ürünün fiyatına yansıyabiliyor.

PETROL FİYATLARI NEDEN ÇOK ÖNEMLİ?

Hürmüz’deki gerilim Türkiye açısından özellikle enerji maliyetleri nedeniyle önem taşıyor.

Petrol fiyatlarının yükselmesi yalnızca benzin ve motorinin pahalanması anlamına gelmiyor.

Kamyonun taşıma maliyeti artıyor.

Otobüsün maliyeti artıyor.

Çiftçinin tarlasındaki mazot maliyeti artıyor.

Fabrikanın enerji ve lojistik giderleri yükseliyor.

Marketlere ürün taşımanın maliyeti artıyor.

Sonuçta vatandaş bunu market rafında, ulaşımda ve günlük yaşamın birçok alanında hissedebiliyor.

Bu nedenle Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler Türkiye açısından da yakından izlenmesi gereken ekonomik bir konu.

Nitekim ABD Başkanı Trump’ın diplomasi mesajları sonrasında petrol fiyatlarında düşüş yaşandığı bildirildi. Brent petrolün yaklaşık yüzde 4 gerileyerek 84 dolar civarına, WTI’ın ise yaklaşık yüzde 5 düşüşle 80 dolar civarına geldiği aktarıldı.

Bu tablo bize önemli bir gerçeği gösteriyor:

Sadece savaş değil, savaş ihtimali bile petrol fiyatlarını değiştirmeye yetiyor.

TRUMP’TAN SERT MESAJ, ARDINDAN DİPLOMASİ

ABD Başkanı Trump’ın açıklamaları da son günlerde dikkat çekici bir seyir izliyor.

Trump, İran’a yönelik yeni bir saldırının gündeme gelebileceğini belirtirken, aynı zamanda diplomasiye bir şans verilmesini kabul ettiğini açıkladı. Bölge ülkelerinin de askeri tırmanma yerine anlaşmaya öncelik verilmesini istediği bildiriliyor.

Trump ayrıca İran’ın nükleer programının sona erdirilmesini de anlaşmanın temel unsurlarından biri olarak gösteriyor.

İran ise savaşın ve barışın zamanlamasının Washington tarafından belirlenemeyeceğini savunuyor.

Böylece iki tarafın karşılıklı sert açıklamaları sürerken, arka planda diplomatik temasların da devam ettiği bir tablo ortaya çıkıyor.

HÜRMÜZ’DE BİR KIVILCIM BÜYÜK KRİZE DÖNEBİLİR

Hürmüz Boğazı’nın en önemli özelliği, coğrafi olarak dar olmasına rağmen ekonomik etkisinin son derece büyük olması.

Boğazda yaşanabilecek küçük bir askeri olay bile petrol tankerlerini korkutabilir.

Tankerlerin bir kısmı beklemeye başlayabilir.

Bazı gemiler daha uzun ve pahalı rotalara yönelebilir.

Sigorta primleri artabilir.

Petrol fiyatları yükselebilir.

Bütün bunlar küresel ekonomide yeni bir maliyet dalgası oluşturabilir.

Bu nedenle Hürmüz konusunda asıl ihtiyaç duyulan şey, tarafların birbirlerine yönelik tehditleri artırması değil, güvenli geçiş için kalıcı ve denetlenebilir bir mekanizma oluşturmasıdır.

İRAN-UMMAN HATTI ÖNEM KAZANIYOR

Son gelişmelerde Umman’ın rolü özellikle dikkat çekiyor.

İran, Hürmüz Boğazı’nın yönetimi ve güvenli geçiş konusunda Umman ile görüşmeler yürütüyor. İran Dışişleri Bakanlığı, tarafların kabul edebileceği bir geçiş güzergâhı üzerinde ilerleme sağlandığını ancak bunun boğazın tamamen açıldığı anlamına gelmediğini belirtiyor.

Umman’ın coğrafi konumu da burada önemli.

Hürmüz’ün diğer tarafında bulunan Umman hem İran’la hem de Batı ülkeleriyle iletişim kanallarını koruyabilen ülkelerden biri.

Bu nedenle diplomatik çözüm açısından Umman’ın önümüzdeki günlerde daha fazla öne çıkması beklenebilir.

DÜNYA “HÜRMÜZ AÇILACAK MI?” SORUSUNA KİLİTLENDİ

Bugün dünyanın enerji piyasalarının en önemli sorularından biri şu:

Hürmüz Boğazı tamamen ve güvenli biçimde açılacak mı?

Bu sorunun cevabı yalnızca İran ile ABD arasındaki ilişkileri değil, petrol fiyatlarını, doğal gaz piyasasını, deniz taşımacılığını ve küresel enflasyonu da etkileyebilir.

İran’ın son mesajları ise Tahran’ın boğaz konusunda taviz vermeye hazır olmadığını gösteriyor.

Muhsin Rızai’nin “İran’ın güzergâhı dışında hiçbir güzergâha kesinlikle izin vermeyeceğiz” açıklaması, krizin merkezindeki anlaşmazlığın hâlâ devam ettiğini ortaya koyuyor. ABD savaş gemilerine yönelik hedef alınma uyarısı ise askeri riskin boyutunu daha da artırıyor.

SON SÖZ: HÜRMÜZ’DEKİ GERİLİM SADECE BİR DIŞ POLİTİKA MESELESİ DEĞİL

Hürmüz Boğazı’nda yaşananları yalnızca İran-ABD çatışması olarak görmek eksik olur.

Burası dünya ekonomisinin önemli enerji kapılarından biri.

Dolayısıyla Hürmüz’de yaşanan her kriz, petrol fiyatlarından taşımacılığa, üretim maliyetlerinden market fiyatlarına kadar uzanan bir zincir oluşturabilir.

Bugün İran “izin vermeyeceğiz” diyerek sert bir mesaj veriyor.

ABD ise serbest geçiş konusunda ısrar ediyor.

Diplomasi kanalları açık görünse de tarafların açıklamaları arasında ciddi farklılıklar bulunuyor.

Önümüzdeki günlerde en kritik gelişme, İran ile Umman arasındaki görüşmelerden bir sonuç çıkıp çıkmayacağı ve Washington ile Tahran arasında gerçek anlamda doğrudan bir anlaşma zemininin oluşup oluşmayacağı olacak.

Çünkü Hürmüz’de mesele yalnızca bir boğazın açılıp kapanması değil.

Hürmüz’de atılacak her adım, petrolün fiyatından dünya ekonomisinin gidişatına kadar milyonlarca insanın hayatını etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle bugün bütün dünya aynı noktaya bakıyor:

HÜRMÜZ’DE SAVAŞ MI KAZANACAK, YOKSA DİPLOMASİ Mİ?

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

Zaferozcivan59@gmail.com

 

Yayınlama: 04.08.2026
A+
A-
Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.