Türkiye’de otomotiv piyasası, ekonominin genel görünümünü anlamak açısından önemli göstergelerden biri olmaya devam ediyor. Çünkü otomobil yalnızca bir ulaşım aracı değil; aynı zamanda hane halkının bütçesini, tüketici güvenini, kredi koşullarını, vergi yükünü, akaryakıt fiyatlarını ve üretim sektörünü doğrudan etkileyen büyük bir ekonomik kalem. Ağustos 2026 motorlu kara taşıtları verileri ise otomotiv piyasasında geçen yılın yüksek hareketliliğine kıyasla belirgin bir yavaşlamaya işaret ediyor.
Ağustos ayında 171 bin 887 taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Ancak bu rakam bir önceki aya göre yüzde 17,2, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 20,1 oranında geriledi. İlk bakışta bu tablo yalnızca otomobil satışlarının düşmesi olarak değerlendirilebilir. Bana göre ise konu bundan çok daha geniştir. Burada tüketicinin satın alma kararını ertelemesinden finansman maliyetlerine, araç fiyatlarından vergilere kadar birçok unsurun birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Ağustos ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 47,5’ini motosiklet, yüzde 38,4’ünü otomobil, yüzde 9,6’sını kamyonet oluşturdu. Traktör yüzde 1,6, kamyon yüzde 1,6, minibüs yüzde 0,8, otobüs yüzde 0,4 ve özel amaçlı taşıtlar yüzde 0,1 pay aldı.
Özellikle motosikletin toplam yeni kayıtlar içerisindeki yüksek payı dikkat çekiyor. Bunun arkasında şehir içi ulaşım ihtiyacı, yakıt maliyetlerinin otomobile göre daha düşük olması ve özellikle ticari teslimat sektöründeki kullanımın etkisi düşünülebilir. Otomobil tarafında ise yüzde 38,4’lük paya rağmen geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30,5’lik düşüş oldukça önemli.
Burada tüketicinin davranışına özellikle dikkat etmek gerekiyor. Yüksek fiyat ortamında vatandaş otomobil ihtiyacını tamamen ortadan kaldırmıyor; ancak satın alma kararını erteleyebiliyor. “Bugün alırsam mı, biraz daha beklersem mi?” sorusu daha fazla soruluyor. Çünkü otomobil artık sadece aracın satış fiyatından ibaret değil. Kasko, sigorta, bakım, yedek parça, akaryakıt, vergi ve finansman maliyetleri de toplam sahip olma maliyetini belirliyor.
Diğer taraftan ikinci el piyasasındaki 917 bin 143 adetlik devir işlemi de oldukça önemli. Devirlerin yüzde 66,4’ünü otomobiller oluşturdu. Bu rakam bize tüketicinin otomobile olan ihtiyacının devam ettiğini, ancak yeni araç almak yerine ikinci el piyasasına yönelmenin de güçlü bir seçenek olduğunu gösteriyor.
Bir başka önemli gelişme ise elektrikli ve hibrit araçların yükselişi. Ocak-ağustos döneminde trafiğe kaydı yapılan 600 bin 859 otomobilin yüzde 40,8’i benzinli, yüzde 32,1’i hibrit, yüzde 18,1’i elektrikli, yüzde 7,8’i dizel ve yüzde 1,2’si LPG’li oldu.
Bu rakamlar otomotiv sektöründe çok önemli bir dönüşümün yaşandığını gösteriyor. Yeni otomobil tercihlerinde hibrit ve elektrikli araçların toplam payı yüzde 50’yi aşmış durumda. Buna karşılık mevcut otomobil parkında dizel, benzinli ve LPG’li araçların ağırlığı hâlâ çok yüksek. Dolayısıyla Türkiye’de otomotiv dönüşümü bir anda gerçekleşmeyecek; önümüzdeki yıllarda kademeli şekilde devam edecektir.
Otomobil tercihlerinde motor hacmi de tüketicinin ekonomik koşullara verdiği cevabı gösteriyor. Ocak-ağustos döneminde kaydı yapılan otomobillerin yüzde 31,5’i 1300 ve altı motor hacmine sahip. 1401-1500 ve 1501-1600 motor hacmindeki araçların da önemli paya sahip olması, daha düşük motor hacimli araçlara olan ilginin devam ettiğini ortaya koyuyor.
Renk tercihlerinde ise gri açık ara önde. Ocak-ağustos döneminde trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 41,5’i gri, yüzde 25,5’i beyaz ve yüzde 12’si siyah oldu. Yani otomobil tercihlerinde tüketicinin büyük ölçüde klasik ve ikinci elde satışı daha kolay olabilecek renklere yöneldiği görülüyor.
Toplam araç parkına baktığımızda ise ağustos sonu itibarıyla Türkiye’de trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı 34 milyon 911 bin 879’a ulaştı. Bunun yüzde 51,7’sini otomobiller, yüzde 21,8’ini motosikletler, yüzde 14,3’ünü kamyonetler oluşturuyor. Dolayısıyla yeni kayıtların yavaşlamasına rağmen Türkiye’nin taşıt parkı büyümeye devam ediyor.
Ocak-ağustos döneminde 1 milyon 342 bin 134 taşıtın trafiğe kaydı yapılırken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı 41 bin 641 oldu. Böylece taşıt sayısı net olarak 1 milyon 300 bin 493 arttı.
Sonuç olarak otomotiv sektöründeki ağustos verilerini değerlendirirken yalnızca “satışlar düştü” demek yeterli değildir. Bir tarafta yeni araç kayıtlarında gerileme, diğer tarafta ikinci el piyasasında yüksek devir hacmi bulunuyor. Bunun yanında elektrikli ve hibrit araçların yükselişi de sektörün geleceğine ilişkin önemli bir mesaj veriyor.
Bana göre önümüzdeki dönemde otomotiv piyasasının en önemli belirleyicileri araç fiyatları, kredi ve finansman koşulları, vergi uygulamaları, akaryakıt maliyetleri ve tüketici gelirlerinin seyri olacaktır. Vatandaşın otomobile ulaşabilmesi kadar, otomobili aldıktan sonra oluşacak toplam maliyet de satın alma kararında belirleyici hale gelmiştir.
Türkiye’de otomotiv piyasası küçülmüyor; ancak yapısı değişiyor. Yeni otomobil talebindeki yavaşlama, ikinci el piyasasının önemi, motosiklet kullanımındaki artış ve elektrikli-hibrit araçların yükselişi bize yeni bir tüketici profilinin oluştuğunu gösteriyor. Bundan sonraki dönemde otomotiv sektörünü yalnızca kaç araç satıldığıyla değil, hangi araçların, hangi gelir grupları tarafından, hangi finansman koşullarıyla satın alındığıyla değerlendirmek gerekiyor.
Kaynak: TÜİK
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar