Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş artık yalnızca sürücülerin cebini ilgilendiren bir sorun olmaktan çıktı. Avrupa Birliği ekonomisi, yükselen petrol ve özellikle motorin fiyatları nedeniyle her gün yüz milyonlarca avroluk ilave maliyetle karşı karşıya. Brüksel merkezli Transport & Environment’ın (T&E) yayımladığı rapora göre, artan karayolu yakıt fiyatları AB’nin ulaşım maliyetlerini ortalama günde 270 milyon avro artırıyor. Bunun 203 milyon avroluk bölümü motorinden, 67 milyon avroluk kısmı ise benzinden kaynaklanıyor.
Rakamın büyüklüğünü anlamak için yıllıklandırılmış basit bir hesap bile yeterli. Günde 270 milyon avroluk ilave maliyet, aynı seviyenin devam etmesi halinde yılda yaklaşık 98,5 milyar avroya denk geliyor. Elbette bu, mevcut koşulların bir yıl boyunca değişmeden sürmesi varsayımına dayanan matematiksel bir karşılaştırmadır. Ancak Avrupa ekonomisinin enerji fiyatlarına karşı ne kadar hassas olduğunu göstermesi açısından oldukça dikkat çekicidir.
T&E’nin hesaplamasına göre, incelenen 28 haftalık dönemde AB’nin yol yakıtı maliyetine yaklaşık 53 milyar avro ek yük geldi. Bunun 40 milyar avrosu motorinden kaynaklandı. Çalışmada, savaşın başladığı dönem ile geçen yılın aynı dönemi karşılaştırılırken enflasyon etkisinin de dikkate alındığı belirtiliyor.
Motorin Avrupa’nın zayıf noktası
Avrupa açısından en dikkat çekici konu motorin bağımlılığıdır. T&E verilerine göre dizel ve gazyağı, AB’de kullanılan petrol ürünlerinin hacim bazında yaklaşık yüzde 43’ünü oluşturuyor. Karayolu taşımacılığı ise AB’deki motorin ve gazyağı tüketiminin yaklaşık yüzde 77’sini gerçekleştiriyor. 2024 yılında Avrupa yollarındaki binek otomobillerin yaklaşık dörtte üçünden fazlası benzinli veya diğer yakıt türlerinde olsa da dizelin payı yine de oldukça yüksek seviyede bulunuyor.
Bu durum, petrol fiyatlarındaki yükselişin Avrupa’ya neden hızlı biçimde yansıdığını açıklıyor. Çünkü motorin yalnızca otomobillerde kullanılmıyor. Kamyonlar, otobüsler, ticari araçlar, tarım makineleri ve inşaat sektörü de dizel yakıta önemli ölçüde bağımlı.
Dolayısıyla akaryakıt fiyatındaki artış, istasyon tabelasındaki rakamın çok ötesinde bir ekonomik etki oluşturuyor.
Bir kamyonun deposuna daha pahalı yakıt konulması, taşınan ürünün maliyetini artırıyor. Nakliye maliyeti yükselince üreticinin, toptancının ve perakendecinin giderleri artıyor. Sonunda bunun bir bölümü tüketici fiyatlarına yansıyor.
Enflasyon açısından yeni bir baskı
Avrupa’nın karşı karşıya olduğu asıl risklerden biri de burada ortaya çıkıyor. Enerji fiyatları yükseldiğinde ekonomide maliyet enflasyonu yeniden güç kazanabiliyor. Avrupa Merkez Bankası da enerji fiyatlarının tüketici fiyatlarına nasıl yansıdığını daha önce ayrıntılı biçimde ele almış ve petrol fiyatlarındaki değişimin rafineri, dağıtım ve vergi unsurları üzerinden akaryakıt fiyatlarına aktarıldığını belirtmişti.
Son dönemde petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması ve rafine ürün arzındaki sıkıntılar Avrupa üzerindeki baskıyı artırdı. Reuters’ın 17 Eylül tarihli haberine göre Avrupa’da motorin fiyatları yıllık bazda yüzde 38 yükselirken jet yakıtı fiyatları iki katından fazla arttı. Doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş de enerji maliyetleri üzerindeki baskıyı artırıyor.
Burada önemli olan yalnızca fiyatın ne kadar yükseldiği değil, yükselişin ne kadar süre devam edeceğidir. Kısa süreli petrol şokları ile kalıcı enerji maliyetleri arasında ekonomi açısından ciddi fark bulunmaktadır.
Vatandaş ve işletme aynı anda etkileniyor
Yüksek akaryakıt fiyatlarının bir diğer sonucu gelir dağılımı üzerindeki baskıdır. T&E, incelenen dönemde ortalama AB dizel otomobili sürücüsünün yaklaşık 142 avro daha fazla ödeme yaptığını hesaplıyor. Almanya’da uzun yol taşımacılığı yapan ortalama bir dizel kamyon için ise ek maliyetin haftada yaklaşık 236 avroya ulaştığı belirtiliyor.
Bu rakamlar özellikle düşük ve orta gelirli haneler açısından önemlidir. Çünkü ulaşım giderleri, bütçede kolayca azaltılabilecek bir harcama değildir. İşe gitmek, çocukları okula götürmek veya ticari faaliyetlerini sürdürmek zorunda olan vatandaşlar yakıt fiyatındaki artıştan doğrudan etkilenmektedir.
İşletmeler açısından ise mesele daha geniştir. Lojistik, üretim, tarım, dağıtım ve perakende sektörlerinde yakıt maliyetleri yükseldiğinde kâr marjları daralabilir veya maliyetler satış fiyatlarına aktarılabilir.
Avrupa ne yapabilir?
Avrupa Komisyonu, yükselen enerji maliyetlerine karşı enerji sistemini daha dayanıklı hale getirmeyi, temiz enerji yatırımlarını hızlandırmayı ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmayı hedefleyen çeşitli tedbirler açıkladı. Komisyon, 2026’daki enerji krizinin tüketiciler ve şirketler üzerindeki etkisini azaltmaya yönelik destek araçlarını da gündeme getirmiş durumda.
T&E ise kısa vadede toplu taşımanın geliştirilmesi, daha ekonomik sürüş, araç paylaşımı ve bazı yollarda hız limitlerinin düşürülmesi gibi uygulamalarla dizel talebinin azaltılabileceğini savunuyor. Uzun vadede ise elektrikli araçların yaygınlaştırılması ve Avrupa’nın petrol ithalatına bağımlılığının azaltılması gerektiğini belirtiyor.
Bence Avrupa açısından burada çıkarılacak temel ders oldukça açık: Enerji bağımlılığı sadece enerji meselesi değildir; enflasyon, sanayi, lojistik, dış ticaret ve hane bütçesi meselesidir.
Türkiye açısından da bu gelişmeleri yakından izlemek gerekiyor. Çünkü Avrupa, Türkiye’nin en önemli ticaret ortakları arasında bulunuyor. Avrupa’daki taşımacılık ve üretim maliyetlerinin yükselmesi, Türk ihracatçısının karşı karşıya olduğu rekabet koşullarını da etkileyebilir. Diğer taraftan petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi Türkiye’nin enerji ithalat faturasını artırarak cari denge ve enflasyon üzerinde baskı oluşturabilir.
Sonuç olarak Avrupa’nın günlük 270 milyon avroluk ek akaryakıt maliyeti, yalnızca büyük bir ekonomik rakam değildir. Aynı zamanda petrol ve motorin bağımlılığının Avrupa ekonomisi üzerindeki etkisini gösteren önemli bir uyarıdır. Enerjide dışa bağımlılık devam ettiği sürece, jeopolitik krizlerin faturası yalnızca petrol şirketlerine veya enerji piyasalarına değil, kamunun bütçesine, işletmelerin maliyetlerine ve vatandaşın cebine de yansımaya devam edecektir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar