Bir iş yerinde çalışanların en büyük beklentilerinden biri emeklerinin karşılığını alabilmektir. İnsanlar sadece maaş için çalışmaz. Aynı zamanda kendilerini geliştirmek, daha fazla sorumluluk almak ve kariyerlerinde ilerlemek ister. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için çalışanların önünü görebilmesi gerekir. Bir çalışan, hangi şartları yerine getirdiğinde terfi edeceğini, hangi başarıların ödüllendirileceğini ve hangi özelliklerin kendisini bir üst göreve taşıyacağını bilmiyorsa zamanla motivasyonunu kaybetmeye başlar.
Ne yazık ki birçok kurumda terfi süreci hâlâ belirsizliklerle doludur. Bazı çalışanlar yıllarca emek vermesine rağmen neden yükselemediğini anlayamazken, bazı kişiler kısa sürede önemli görevlere gelebiliyor. Böyle durumlarda iş yerinde dedikodular artıyor, adalet duygusu zedeleniyor ve çalışanlar arasında güven kaybı yaşanıyor. İnsanlar “Çalışmanın bir anlamı yok.” diye düşünmeye başladığında ise kurum da zarar görüyor.
Oysa çözüm aslında çok zor değildir. Her kurum, çalışanlarına yükselme kriterlerini açık şekilde anlatmalıdır. Örneğin bir personelin şef olabilmesi için kaç yıllık deneyime sahip olması gerektiği, hangi eğitimleri tamamlaması gerektiği, performans puanının hangi seviyede olması gerektiği ve hangi becerileri geliştirmesi gerektiği önceden bilinmelidir. Böylece herkes aynı hedefe doğru ilerlediğini hisseder.
Belirsizlik, çalışanların en büyük düşmanlarından biridir. İnsan, ne için mücadele ettiğini bilmediğinde zamanla isteğini kaybeder. Ancak hedefler açık olduğunda çalışan kendisini geliştirmek için daha fazla çaba gösterir. Eksik yönlerini görür, eğitimlere katılır, daha fazla sorumluluk almaya çalışır ve işini daha iyi yapmanın yollarını arar. Çünkü sonunda emeğinin karşılığını alacağına inanır.
Şeffaf terfi sistemi aynı zamanda iş yerindeki huzuru da artırır. Kimsenin aklında “Acaba torpil mi var?” sorusu kalmaz. Başarılı olanın yükseldiği bir ortamda çalışanlar birbirlerinin başarısını daha kolay kabul eder. Bu da ekip ruhunu güçlendirir. İnsanlar birbirini rakip değil, birlikte başarıya ulaşabilecek çalışma arkadaşları olarak görmeye başlar.
Elbette her çalışan aynı hızla ilerleyemez. Kimisinin teknik bilgisi güçlüdür, kimisinin liderlik yeteneği daha gelişmiştir. Bazıları iletişim konusunda başarılı olurken bazıları problem çözme becerisiyle öne çıkar. İşte bu nedenle terfi kriterleri sadece kıdeme değil, birçok farklı özelliğe göre değerlendirilmelidir. Bilgi, deneyim, disiplin, takım çalışması, iletişim becerisi, yeniliklere açıklık ve sorumluluk alma isteği birlikte dikkate alınmalıdır.
Çalışanların düzenli geri bildirim alması da büyük önem taşır. Bir personel neden terfi edemediğini bilmiyorsa kendisini geliştiremez. Bunun yerine yöneticilerin belirli aralıklarla çalışanlarla görüşmesi, güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini açıkça paylaşması gerekir. Böylece çalışan eksiklerini tamamlamak için somut adımlar atabilir.
Terfi sürecinde eğitim programları da önemli bir yere sahiptir. Kurumlar çalışanlarına liderlik eğitimleri, iletişim kursları, proje yönetimi eğitimleri ve mesleki gelişim programları sunmalıdır. Eğitim alan çalışan hem bilgi seviyesini artırır hem de gelecekte üstleneceği görevler için hazırlanmış olur. Bu durum hem çalışana hem de kuruma kazanç sağlar.
Başarıyı ölçen sistemlerin objektif olması da şarttır. Sadece yöneticinin kişisel görüşüne dayanan değerlendirmeler zaman zaman haksızlıklara yol açabilir. Bunun yerine performans hedefleri, tamamlanan projeler, müşteri memnuniyeti, ekip çalışmasına katkı, zaman yönetimi ve üretkenlik gibi somut ölçütler dikkate alınmalıdır. Sayısal verilerle desteklenen değerlendirmeler çalışanların sisteme olan güvenini artırır.
Kariyer planlamasının önceden yapılması da çalışanlara büyük avantaj sağlar. İşe yeni başlayan bir kişi, beş yıl sonra hangi noktaya gelebileceğini görebilmelidir. Önünde açık bir yol haritası bulunan çalışan geleceğe daha umutla bakar. Hedeflerini planlar, eksiklerini tamamlar ve gelişimini bilinçli şekilde sürdürür.
Şirketlerin başarılı çalışanlarını elde tutabilmesinin yolu da adil kariyer fırsatları sunmaktan geçer. Günümüzde nitelikli çalışanlar sadece yüksek maaş aramıyor. Aynı zamanda gelişebilecekleri, emeklerinin karşılığını alabilecekleri ve geleceğe güvenle bakabilecekleri kurumlarda çalışmak istiyor. Eğer bir çalışan yıllarca aynı yerde kalacağını düşünüyorsa farklı iş fırsatlarını değerlendirmesi kaçınılmaz hale geliyor.
Yöneticilerin de bu süreçte önemli sorumlulukları bulunuyor. Terfi kararları kapalı kapılar ardında değil, belirlenmiş kurallar çerçevesinde verilmelidir. Alınan kararların gerekçeleri çalışanlarla paylaşılmalı, herkesin eşit fırsata sahip olduğu hissettirilmelidir. Böyle bir yaklaşım kurum kültürünü güçlendirir ve çalışan bağlılığını artırır.
Sonuç olarak çalışanların hangi koşullarda yükselme şansı elde edeceğini bilmesi hem birey hem de kurum açısından büyük önem taşımaktadır. Açık kuralların bulunduğu, emeğin karşılığının verildiği ve başarıyı ödüllendiren iş yerlerinde motivasyon yükselir, verimlilik artar ve güven ortamı oluşur. İnsanlar geleceğini görebildiği yerde daha istekli çalışır, daha fazla üretir ve kurumuna daha güçlü bağlanır. Adaletin hâkim olduğu bir çalışma hayatı ise yalnızca çalışanların değil, işverenlerin ve ülke ekonomisinin de kazanmasını sağlar.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar