28 Eylül–3 Ekim haftası, Türkiye ekonomisi açısından hem iç dengelerin hem de küresel piyasaların yönünü anlamak bakımından önemli verilerin açıklanacağı bir dönem olacak. Özellikle ekonomik güven, işgücü, dış ticaret ve imalat göstergeleri yakından izlenecek. ABD tarafında ise istihdam verisi haftanın en önemli gündem maddesi olacak.
Ekonomi açısından yeni haftaya girerken piyasaların önünde oldukça yoğun bir veri gündemi bulunuyor. 28 Eylül–3 Ekim haftasında Türkiye’de ekonominin genel havasını gösteren ekonomik güven endeksi, işgücü istatistikleri, dış ticaret verileri ve imalat PMI açıklanacak. Küresel piyasalarda ise ABD’nin istihdam görünümü, kişisel gelir ve harcamalar ile PCE fiyat endeksi öne çıkıyor.
Bence burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta, tek bir veriye bakarak ekonominin tamamı hakkında değerlendirme yapmamak. Çünkü ekonomik tablo; üretim, istihdam, tüketim, dış ticaret, enflasyon ve finansal koşulların birlikte değerlendirilmesiyle ortaya çıkıyor.
Haftanın ilk önemli verisi güven endeksi
29 Eylül Salı günü Türkiye’de eylül ayına ilişkin Ekonomik Güven Endeksi açıklanacak. TÜİK’in tanımına göre endeksin 100’ün üzerinde olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’ün altında olması ise kötümserliği ifade ediyor. Ağustos ayında ekonomik güven endeksi 97,9 seviyesindeydi ve yeni veri 29 Eylül’de yayımlanacak.
Bu göstergeyi önemsiyorum. Çünkü ekonomide yalnızca gerçekleşen rakamlar değil, tüketici ve üreticilerin geleceğe yönelik beklentileri de büyük önem taşıyor.
Vatandaş geleceğe güvenle bakıyorsa tüketim ve yatırım kararları değişiyor. İşletmeler gelecekte satışların artacağını düşünüyorsa üretim ve istihdam kararlarını farklılaştırıyor. Dolayısıyla güven endeksi, ekonominin gelecekteki davranışlarını anlamak açısından önemli bir gösterge niteliğinde.
30 Eylül’de yoğun veri trafiği
30 Eylül Çarşamba günü Türkiye açısından haftanın en yoğun günlerinden biri olacak. İşgücü ve dış ticaret verilerinin yanı sıra hizmet üretici fiyatları da ekonominin önemli başlıkları arasında yer alacak.
Özellikle işgücü istatistikleri, ekonomide büyümenin istihdama ne ölçüde yansıdığını görmek açısından önemli.
Ekonominin büyümesi elbette önemli ancak büyümenin istihdam yaratması ve hane halkının gelirlerini artırması çok daha önemli. İşsizlik, işgücüne katılım ve istihdam oranlarındaki değişimler bu nedenle yakından takip edilmeli.
Aynı gün açıklanacak dış ticaret verileri ise Türkiye’nin ihracat ve ithalat performansını gösterecek. Dış ticaret açığının seyri, döviz ihtiyacı ve cari denge açısından bu rakamların önemi oldukça yüksek.
Türkiye ekonomisinde döviz dengesi uzun süredir temel konulardan biri. İhracatın artması olumlu olmakla birlikte, ithalatın özellikle enerji ve ara malı kaynaklı seyri de birlikte değerlendirilmek zorunda.
Hizmet maliyetleri de önemli
30 Eylül’de açıklanacak Hizmet Üretici Fiyat Endeksi de enflasyon açısından dikkatle izlenmeli.
Hizmet sektöründeki fiyat artışları, mal fiyatlarından farklı özellikler taşıyor. Özellikle ücretlerin, kira giderlerinin, enerji maliyetlerinin ve diğer işletme giderlerinin yüksek olduğu bir ortamda hizmet fiyatlarının davranışı enflasyonla mücadele açısından önemli.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde yalnızca tüketici fiyatlarına değil, üretici maliyetlerinin nasıl geliştiğine de bakmak gerekiyor.
ABD’den PCE mesajı gelecek
30 Eylül’de ABD’de kişisel gelir ve harcamalar ile PCE fiyat endeksi açıklanacak. New York Fed takviminde bu verilerin 30 Eylül’de yayımlanması planlanıyor.
PCE, ABD Merkez Bankası’nın para politikası değerlendirmelerinde yakından izlediği enflasyon göstergelerinden biri.
Temmuz verisinde ABD’de PCE fiyat endeksi aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 3,7 artmış; gıda ve enerji hariç çekirdek PCE ise yıllık yüzde 3,3 yükselmişti.
Yeni rakamın seyri; ABD faizleri, dolar, altın ve gelişmekte olan ülke piyasaları açısından önemli olabilir.
Sanayinin fotoğrafı 1 Ekim’de çekilecek
1 Ekim Perşembe günü Türkiye’de imalat PMI açıklanacak.
PMI verileri sanayinin nabzını tutması bakımından son derece önemli. Siparişler, üretim, istihdam ve girdi maliyetleri gibi unsurların nasıl geliştiğine ilişkin önemli ipuçları veriyor.
Türkiye açısından sanayinin performansı yalnızca üretim açısından değil, ihracat ve istihdam açısından da büyük önem taşıyor. Sanayide canlılığın artması ekonominin genel kapasitesini güçlendirirken, zayıflayan siparişler geleceğe ilişkin daha temkinli bir tablo ortaya çıkarabilir.
Dolayısıyla yeni PMI verisi, yılın son çeyreğine girerken sanayinin hangi noktada bulunduğunu göstermesi açısından önemli olacak.
Haftanın finali ABD istihdam verisi
Haftanın en çok konuşulacak verilerinden biri ise 2 Ekim Cuma günü ABD’de açıklanacak Eylül ayı İstihdam Raporu olacak.
ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun takvimine göre eylül ayı istihdam verisi 2 Ekim saat 08.30’da açıklanacak.
Tarım dışı istihdam, işsizlik oranı ve ücret artışları özellikle Fed’in gelecekteki para politikası açısından yakından izlenecek.
Ağustos ayında ABD’de tarım dışı istihdam 162 bin kişi artmış, özel sektör saatlik ortalama kazançları aylık yüzde 0,3 yükselmişti.
Yeni verinin işgücü piyasasında soğuma veya güçlenme işaretleri vermesi, piyasalardaki faiz beklentilerini etkileyebilir.
Sonuç: Verilerin dili iyi okunmalı
28 Eylül–3 Ekim haftası aslında yeni bir dönemin başlangıcını da temsil ediyor. Türkiye açısından üçüncü çeyreğin son verileri açıklanırken, küresel piyasalarda ABD ekonomisinin görünümü yeniden masaya yatırılacak.
Benim açımdan haftanın en önemli mesajı şu: Ekonomiyi tek bir rakamla okumak mümkün değil.
Ekonomik güven vatandaşın ve işletmelerin beklentisini, işgücü verileri çalışma hayatını, dış ticaret döviz dengesini, PMI sanayinin nabzını, hizmet üretici fiyatları ise maliyet baskısını gösteriyor. ABD istihdam ve PCE verileri de küresel finansal koşulların geleceği açısından önem taşıyor.
Bu nedenle 28 Eylül–3 Ekim haftasında piyasaların yalnızca rakamlara değil, bu rakamların birbirleriyle oluşturduğu tabloya bakması gerekiyor.
Önümüzdeki haftanın ekonomik gündemi bize sadece geçmiş ayların fotoğrafını göstermeyecek; aynı zamanda yılın son çeyreğine ilişkin beklentilerin şekillenmesine de katkı sağlayacak.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar