Orta Doğu’da sular bir kez daha ısınıyor. ABD ile İran arasında aylardır devam eden gerilim, artık sadece iki ülkenin meselesi olmaktan çıkmış durumda. Son gelişmeler, Körfez bölgesindeki ülkeleri de doğrudan hedef haline getirirken, dünyanın gözü yeniden Hürmüz Boğazı’na çevrildi. İran’ın misilleme saldırıları ve ABD Başkanı Donald Trump’ın sert açıklamaları, bölgede yeni ve daha büyük bir çatışma ihtimalini gündeme taşıdı.
İran yönetimi, ABD’nin son askeri operasyonlarına sessiz kalmayacağını daha önce defalarca dile getirmişti. Beklenen misilleme ise Körfez’deki Amerikan askeri üsleri ve ABD’nin bölgedeki müttefiklerini hedef alan saldırılarla geldi. Bu gelişme, yalnızca askeri değil, ekonomik ve siyasi açıdan da tüm dünyayı yakından ilgilendiriyor.
ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a çok sert mesajlar verdi. Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemilere yönelik saldırılarını sürdürmesi halinde, Washington’un çok daha ağır karşılık vereceğini açıkladı. Bu açıklama, bölgede tansiyonun daha da yükseleceğinin işareti olarak değerlendiriliyor.
Hürmüz Boğazı sıradan bir deniz yolu değil. Dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün önemli bir bölümü bu dar geçitten geçiyor. Burada yaşanacak en küçük bir kriz bile petrol fiyatlarını birkaç saat içinde yukarı çekebiliyor. Nitekim son gelişmelerin ardından uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarında yeniden yükseliş yaşandı. Bu durum sadece petrol üreten ülkeleri değil, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeleri de doğrudan etkiliyor. Akaryakıt fiyatlarından ulaşıma, gıda maliyetlerinden sanayi üretimine kadar pek çok alanda yeni zamlar gündeme gelebilir.
Körfez ülkeleri ise son derece zor bir denge politikası izliyor. Bir tarafta uzun yıllardır güvenlik konusunda birlikte hareket ettikleri ABD bulunuyor. Diğer tarafta ise hemen yanı başlarında bulunan İran ile komşuluk ilişkileri var. Olası bir savaşın ilk etkilerini yaşayacak olan ülkelerin başında Bahreyn, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan geliyor.
Uzmanlara göre İran’ın amacı yalnızca askeri zarar vermek değil. Aynı zamanda ABD üzerinde ekonomik baskı oluşturmak ve Washington’un bölgedeki hareket alanını daraltmak istiyor. Bu nedenle doğrudan büyük çaplı savaş yerine, belirli noktalara yönelik kontrollü misillemeler tercih ediliyor. Ancak bu tür saldırılar bile yanlış bir hesaplama sonucu çok daha büyük bir savaşın fitilini ateşleyebilir.
Trump yönetimi ise geri adım atacak görüntü vermiyor. ABD, İran’ın saldırılarının devam etmesi halinde yeni hava operasyonlarının yapılabileceği mesajını veriyor. Washington ayrıca İran’a yönelik ekonomik yaptırımları daha da sertleştirmeyi değerlendiriyor. Özellikle İran’ın petrol gelirlerini azaltacak yeni kararların masada olduğu belirtiliyor.
Bütün bu gelişmeler dünya ekonomisini de yakından ilgilendiriyor. Küresel piyasalarda belirsizlik arttıkça yatırımcılar güvenli liman olarak görülen altın ve dolara yöneliyor. Petrol fiyatlarının yükselmesi ise enflasyonla mücadele eden birçok ülkenin işini daha da zorlaştırıyor. Avrupa’dan Asya’ya kadar birçok ekonomi, enerji maliyetlerindeki artışın etkisini hissedebilir.
Türkiye açısından bakıldığında tablo dikkatle takip ediliyor. Türkiye hem İran hem de Körfez ülkeleriyle ekonomik ve diplomatik ilişkilere sahip. Aynı zamanda enerji ithalatının önemli bölümünü bölgeden karşılıyor. Bu nedenle yaşanabilecek her yeni kriz, Türkiye’nin enerji faturası başta olmak üzere dış ticaretini ve enflasyonunu doğrudan etkileyebilir.
Diplomasi çevreleri ise hâlâ umutlu olunması gerektiğini düşünüyor. Çünkü taraflar arasındaki iletişim tamamen kopmuş değil. Zaman zaman arka kapı diplomasisiyle temasların sürdüğü belirtiliyor. Ancak sahada yaşanacak yeni bir saldırı, müzakere ihtimalini bir anda ortadan kaldırabilir.
Sonuç olarak Orta Doğu yine dünyanın en kritik gündem maddesi haline gelmiş durumda. İran’ın misillemeleri, ABD’nin sert karşılık sinyalleri ve Körfez ülkelerinin güvenlik endişeleri, önümüzdeki günlerin oldukça hareketli geçeceğini gösteriyor. Ya diplomasi kazanacak ve tansiyon düşecek ya da küçük görünen saldırılar zincirleme bir krize dönüşerek tüm bölgeyi içine alan daha büyük bir çatışmanın kapısını aralayacak. Böyle bir senaryoda ise sadece bölge ülkeleri değil, enerji fiyatları ve küresel ekonomi üzerinden bütün dünya ağır sonuçlarla karşı karşıya kalabilir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
Zaferozcivan59@gmail.com