Türkiye ekonomisinin önemli bir bölümünü oluşturan hizmet sektöründe büyüme haziran ayında sınırlı kaldı. Hizmet üretim endeksi, 2026 yılı haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,3 arttı. Rakam, hizmet sektörünün üretim tarafında büyümenin devam ettiğini ancak ivmenin oldukça düşük seviyede kaldığını gösterdi.
Hizmet üretimindeki yıllık artışın sektörler arasında dengeli olmadığı dikkat çekti. Haziran ayında bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 9,4 ile en yüksek artışı gösteren alan olurken, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 8,8, idari ve destek hizmetlerinde ise yüzde 3,8 düşüş yaşandı. Mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 1,7, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 1,5, ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 1,3 arttı.
Bu tablo, hizmet sektöründe klasik faaliyetlerle yeni ekonominin dinamikleri arasında önemli bir ayrışma yaşandığına işaret ediyor. Özellikle bilgi ve iletişim hizmetlerindeki yüzde 9,4’lük yükseliş, dijitalleşme, yazılım, iletişim teknolojileri ve teknoloji tabanlı hizmetlerin ekonomideki ağırlığının giderek arttığını ortaya koyuyor. Buna karşılık gayrimenkul sektöründeki yüzde 8,8’lik gerileme, yüksek finansman maliyetleri ve konut piyasasındaki zorlu koşulların hizmet üretimine yansıdığını düşündürüyor.
Haziran ayının aylık verileri ise yıllık görünümden bir miktar daha olumlu. Hizmet üretim endeksi, haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 0,6 yükseldi. Ancak sektörlerin tamamında aynı yönlü hareket görülmedi. Ulaştırma ve depolama hizmetleri aylık bazda yüzde 1,9, bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 8,7 arttı. Buna karşılık konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 1,1, gayrimenkul hizmetleri yüzde 1,9, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 2,7, idari ve destek hizmetleri yüzde 3,5 geriledi.
Özellikle bilgi ve iletişim sektörünün hem yıllık hem de aylık bazda güçlü performans göstermesi dikkat çekiyor. Dijital hizmetlere yönelik talebin artması, şirketlerin teknoloji yatırımlarını sürdürmesi ve yapay zekâ başta olmak üzere yeni teknolojilerin kullanımının yaygınlaşması, bu alandaki büyümenin temel unsurları arasında değerlendirilebilir. Türkiye’nin katma değeri yüksek hizmet üretimini artırabilmesi açısından bu gelişme önemli bir fırsat oluşturuyor.
Ulaştırma ve depolama sektöründeki gelişme de ekonominin hareketliliği açısından yakından izlenmesi gereken bir gösterge. Aylık yüzde 1,9’luk artış, mal ve hizmet hareketliliğinin devam ettiğini gösterirken, dış ticaret, lojistik ve iç piyasadaki faaliyetlerin hizmet sektörüne katkısını ortaya koyuyor.
Buna karşılık konaklama ve yiyecek hizmetlerindeki aylık yüzde 1,1’lik gerileme dikkat çekiyor. Turizm sezonunun en yoğun dönemlerinden birine girilirken bu alandaki zayıflama, maliyetlerin, tüketici harcamalarının ve hizmet fiyatlarının sektör üzerindeki baskısını gündeme getiriyor. Yıllık bazda artışın yüzde 1,5 ile sınırlı kalması da sektörün güçlü bir ivme yakalayamadığını gösteriyor.
Hizmet sektöründeki yavaşlamanın önemli nedenlerinden biri de iç talepteki temkinli seyir olarak değerlendirilebilir. Yüksek fiyatlar ve finansman maliyetleri hem işletmelerin yatırım kararlarını hem de tüketicilerin harcama davranışlarını etkiliyor. Bu nedenle hizmet üretimindeki yüzde 1,3’lük yıllık artış, ekonomideki dezenflasyon süreci açısından da önem taşıyor. Talebin kontrollü bir şekilde seyretmesi, fiyat baskılarının azalmasına katkı sağlayabilir; ancak aşırı yavaşlama istihdam ve işletmelerin gelirleri üzerinde baskı oluşturabilir.
Önümüzdeki dönemde hizmet sektörünün performansı, Türkiye ekonomisinin genel büyüme görünümü açısından belirleyici olmaya devam edecek. Hizmetlerin ekonomideki ağırlığı dikkate alındığında, burada yaşanacak her hareket büyüme, istihdam, tüketim ve enflasyon üzerinde doğrudan etkili oluyor.
Haziran verileri, hizmet sektöründe büyümenin sürdüğünü ancak sektörler arasındaki farklılaşmanın belirginleştiğini gösteriyor. Dijital ve teknoloji odaklı hizmetler hızla büyürken, gayrimenkul ve bazı geleneksel hizmet alanlarında zayıflama görülüyor. Türkiye açısından temel hedef, hizmet sektöründeki bu dönüşümü yüksek verimlilik ve yüksek katma değer üreten bir yapıya dönüştürmek olmalı.
Kısacası Haziran rakamları, hizmet sektöründe “büyüme var ama hız düşük” mesajı veriyor. Bundan sonraki süreçte tüketim, finansman koşulları, turizm hareketliliği ve dijital ekonominin performansı, hizmet üretiminin yönünü belirleyecek başlıca unsurlar olacak.
Kaynak: TÜİK
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar