Kobilerin Borcu

Ekonomist yazar
Not: Bu yazı, yazarın kişisel görüş ve değerlendirmelerini içermektedir.

Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, yani KOBİ’ler, son yılların en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Mahalle bakkalından küçük fabrikaya, tekstil atölyesinden mobilya üreticisine kadar milyonlarca işletme, artan maliyetler, yüksek faiz oranları ve daralan piyasa nedeniyle adeta borç sarmalının içine girmiş durumda.

Son açıklanan verilere göre KOBİ kredilerinin toplamı 7 trilyon lirayı aşarken, geri ödenemeyen yani takibe düşen kredi miktarı ise son bir yılda yüzde 122 gibi çok yüksek bir artış göstererek 260 milyar liraya ulaştı. Bu tablo, ekonomide alarm zillerinin çaldığını gösteriyor.

KOBİ NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

Türkiye’de faaliyet gösteren işletmelerin yaklaşık yüzde 99’unu KOBİ’ler oluşturuyor. İstihdamın büyük bölümü de bu işletmeler tarafından sağlanıyor.

Bir başka ifadeyle;

  • Mahalledeki market,
  • Kasabanın un fabrikası,
  • Organize sanayi bölgesindeki küçük üretici,
  • Nakliyeci,
  • Mobilyacı,
  • Tekstil atölyesi,
  • Oto tamircisi,

Hepsi birer KOBİ.

Bu işletmeler ayakta kaldığı sürece ekonomi canlı kalıyor. Ancak KOBİ zorlanınca zincirleme şekilde çalışanlar, tedarikçiler ve tüketiciler de bundan etkileniyor.

YÜKSEK FAİZ KREDİ MALİYETİNİ PATLATTI

Son dönemde en büyük sorunlardan biri kredi faizleri oldu.

Eskiden işletmeler;

“Hammadde alırım, üretim yaparım, satıştan elde ettiğim gelirle krediyi öderim.”

Diyebiliyordu.

Bugün ise tablo çok farklı.

Faiz oranlarının yükselmesiyle birlikte birçok işletme krediye ulaşmakta zorlanıyor. Kredi bulabilenler ise oldukça yüksek maliyetlerle borçlanabiliyor.

Birçok işletme için kredi artık yatırım yapmak için değil, maaş ödemek, kira vermek ve elektrik faturasını karşılamak için kullanılmaya başlandı.

Bu da borç yükünü her geçen gün artırıyor.

SATIŞLAR YAVAŞLAYINCA BORÇLAR BİRİKTİ

KOBİ’lerin yaşadığı ikinci büyük sorun ise iç piyasadaki yavaşlama.

Vatandaşın alım gücü düştükçe harcamalar azalıyor.

Satışlar düşünce işletmeler;

  • Çeklerini ödeyemiyor,
  • Senetlerini çeviremiyor,
  • Bankalara olan borçlarını aksatıyor.

Bunun sonucunda takipteki kredi miktarı hızla yükseliyor.

Bir yıl içinde yüzde 122 artış yaşanması, birçok işletmenin ödeme gücünü kaybetmeye başladığını gösteriyor.

MALİYETLER HER AY ARTIYOR

KOBİ sahiplerinin ortak şikâyeti ise maliyetler.

Bugün bir işletmenin karşı karşıya olduğu giderler şunlar:

  • Elektrik
  • Doğalgaz
  • Akaryakıt
  • İşçi ücretleri
  • SGK primleri
  • Vergiler
  • Kira
  • Hammadde
  • Lojistik giderleri

Bunların hemen hemen tamamı son yıllarda önemli ölçüde arttı.

Buna karşılık satış fiyatlarını aynı oranda artırmak mümkün olmuyor.

Çünkü tüketicinin bütçesi de sınırlı.

Sonuçta işletmenin kârı eriyor.

KÜÇÜK ESNAF EN ZOR DÖNEMLERDEN BİRİNİ YAŞIYOR

Özellikle mahalle esnafı büyük sıkıntı içinde.

Eskiden veresiye defterleri ay sonunda kapanırken bugün tahsilatlar aylarca gecikebiliyor.

Marketler, kasaplar, kırtasiyeler, konfeksiyon mağazaları ve küçük üreticiler nakit akışında ciddi sorun yaşıyor.

Birçok işletme sadece kapısını açık tutabilmek için mücadele ediyor.

İHRACATÇI DA ETKİLENİYOR

Yalnızca iç piyasaya çalışan işletmeler değil, ihracat yapan KOBİ’ler de zorlanıyor.

Dünyada talebin yavaşlaması siparişleri azaltıyor.

Kur artışının sınırlı kalması bazı sektörlerde rekabet gücünü düşürüyor.

Enerji ve finansman maliyetleri ise üretim maliyetini artırıyor.

Böyle olunca ihracatçı da beklediği kazancı elde edemiyor.

BORÇLAR ARTTIKÇA YATIRIMLAR DURUYOR

Normal şartlarda işletmeler yeni makine alır.

Yeni personel çalıştırır.

Yeni fabrika kurar.

Üretimini büyütür.

Ancak yüksek faiz döneminde işletmeler yatırım planlarını rafa kaldırıyor.

Çünkü önce mevcut borçlarını çevirmeye çalışıyor.

Bu durum uzun vadede ekonomik büyümeyi de olumsuz etkileyebilir.

ÇÖZÜM İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Ekonomi uzmanlarına göre KOBİ’lerin rahatlaması için birkaç önemli adım öne çıkıyor.

Bunlar arasında;

  • Uygun faizli yatırım kredilerinin artırılması,
  • Üretime yönelik finansman desteklerinin genişletilmesi,
  • İhracatçı KOBİ’lere yeni teşvikler verilmesi,
  • Vergi ve SGK ödemelerinde kolaylık sağlanması,
  • Dijitalleşme ve verimlilik yatırımlarının desteklenmesi,
  • Alacak tahsilatını hızlandıracak hukuki düzenlemelerin güçlendirilmesi

Yer alıyor.

Bu tür destekler hem işletmelerin nefes almasını hem de üretimin devam etmesini sağlayabilir.

EKONOMİNİN NABZI KOBİ’LERDE ATIYOR

Unutulmamalıdır ki büyük fabrikaların önemli bir kısmı da binlerce küçük tedarikçiyle çalışıyor.

KOBİ zorlanırsa büyük şirketler de bundan etkileniyor.

İstihdam azalıyor.

Üretim yavaşlıyor.

Vergi gelirleri düşüyor.

Ekonomide güven zedeleniyor.

Bu nedenle KOBİ’lerin yaşadığı sorun sadece işletme sahiplerinin değil, toplumun tamamının ortak meselesi haline geliyor.

SON SÖZ

Bugün Türkiye ekonomisinin en kritik başlıklarından biri KOBİ’lerin finansmana erişimi ve borç yüküdür. 7 trilyon lirayı aşan kredi hacmi ile 260 milyar liraya ulaşan takipteki alacaklar, sorunun boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Üretimin, istihdamın ve ihracatın temel taşı olan KOBİ’lerin ayakta kalabilmesi için finansman maliyetlerinin düşürülmesi, uygun kredi kanallarının güçlendirilmesi ve üretimi destekleyen politikaların kararlılıkla uygulanması büyük önem taşıyor. Çünkü güçlü KOBİ, güçlü ekonomi; güçlü ekonomi ise daha fazla üretim, daha fazla istihdam ve daha yüksek refah anlamına geliyor.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

Zaferozcivan59@gmail.com

 

Yayınlama: 17.07.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.