Orman Yangınları

Ekonomist yazar
Not: Bu yazı, yazarın kişisel görüş ve değerlendirmelerini içermektedir.

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Türkiye’nin birçok noktasından orman yangını haberleri gelmeye başladı. Bir tarafta alevlerle mücadele eden ekipler, diğer tarafta evlerini, tarlalarını ve hayvanlarını kurtarmaya çalışan vatandaşlar… Günlerce süren yangınlar sonunda geriye siyaha bürünmüş dağlar, küle dönmüş ormanlar ve derin bir hüzün kalıyor.

Oysa orman yangını sadece birkaç ağacın yanması değildir. Bir ormanın yeniden eski haline gelebilmesi onlarca yıl alırken, içinde yaşayan binlerce canlı birkaç saat içinde yok olabiliyor. Üstelik bunun faturası sadece doğaya değil, ekonomiye, turizme, tarıma ve geleceğimize de çıkıyor.

ORMAN YANGINLARI NEDEN ÇIKIYOR?

Uzmanların yaptığı araştırmalar gösteriyor ki Türkiye’deki orman yangınlarının büyük bölümü insan kaynaklıdır. Çok küçük bir ihmal bile binlerce hektarlık alanın kül olmasına neden olabiliyor.

Yangınların en önemli nedenleri arasında;

  • Ormana atılan sigara izmaritleri,
  • Piknik ateşinin tam söndürülmemesi,
  • Anız yakılması,
  • Elektrik hatlarından çıkan kıvılcımlar,
  • Tarım makinelerinden sıçrayan kıvılcımlar,
  • Cam şişelerin mercek etkisi oluşturması,
  • Kasıtlı çıkarılan yangınlar,
  • Yıldırım düşmesi gibi doğal olaylar

Yer alıyor.

Özellikle sıcaklığın 40 derecenin üzerine çıktığı, nem oranının düştüğü ve rüzgârın kuvvetli estiği günlerde küçücük bir kıvılcım bile dakikalar içinde kilometrelerce alanı etkileyebiliyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ YANGIN RİSKİNİ ARTIRIYOR

Eskiden orman yangınları daha çok Temmuz ve ağustos aylarında görülürdü. Artık mayıs ayında başlayıp sonbahara kadar devam edebiliyor.

Bunun en önemli nedenlerinden biri küresel iklim değişikliğidir.

Artan sıcaklıklar, azalan yağışlar, kuruyan toprak ve düşük nem oranı ormanları adeta barut fıçısına çeviriyor.

Eskiden kolay kolay yanmayan bölgeler bile bugün yüksek risk taşıyor.

YANGINLARIN EN BÜYÜK ZARARI DOĞAYA

Bir orman yandığında sadece ağaçlar yanmıyor.

İçinde yaşayan kuşlar, sincaplar, kaplumbağalar, kirpiler, böcekler ve milyonlarca mikroorganizma da yok oluyor.

Toprak verimliliği azalıyor.

Yağmur yağdığında erozyon artıyor.

Su kaynakları zarar görüyor.

Hava kalitesi bozuluyor.

Karbon tutan ormanlar yok olduğu için iklim değişikliği daha da hızlanıyor.

Kısacası doğanın dengesi bozuluyor.

EKONOMİYE FATURASI MİLYARLARCA LİRA

Bir orman yangınının maliyeti yalnızca söndürme çalışmalarından ibaret değildir.

Örneğin;

Yangın söndürme uçaklarının çalışması,

Helikopterlerin yakıtı,

İtfaiye araçları,

Orman işçileri,

AFAD,

Jandarma,

Sağlık ekipleri,

Lojistik destek,

Tahliye çalışmaları,

Yanan enerji hatlarının onarılması,

Yeni fidan dikimi,

Toprak iyileştirme çalışmaları,

Yıllarca sürecek rehabilitasyon giderleri…

Bütün bunlar kamu bütçesine büyük yük getiriyor.

Buna bir de turizm kayıpları ekleniyor.

Özellikle Ege ve Akdeniz’de çıkan büyük yangınlar otellerin rezervasyonlarını etkileyebiliyor.

Doğa turizmi zarar görüyor.

Tarım alanları yanıyor.

Zeytinlikler, seralar, meyve bahçeleri zarar görüyor.

Arıcılık yapan üreticiler kovanlarını kaybediyor.

Hayvancılık olumsuz etkileniyor.

Kısacası yangın sadece ormanı değil, bölge ekonomisini de yakıyor.

ORMANLAR ÜLKEMİZİN GÖRÜNMEYEN HAZİNESİDİR

Ormanlar oksijen üretir.

Yağışı dengeler.

Yer altı sularını besler.

Toprağı korur.

Sel ve heyelan riskini azaltır.

Milyarlarca liralık odun dışı orman ürünleri üretir.

Defne yaprağı,

Kekik,

Adaçayı,

Çam balı,

Mantar,

Tıbbi ve aromatik bitkiler,

Türkiye ekonomisine önemli gelir sağlar.

Yangınlarla birlikte bu ekonomik değerlerin önemli bölümü de kaybedilmektedir.

TÜRKİYE’NİN YANGINLA MÜCADELE GÜCÜ

Son yıllarda Türkiye, orman yangınlarıyla mücadelede hava filosunu ve teknolojik altyapısını önemli ölçüde güçlendirdi.

Bugün yangın söndürme çalışmalarında;

  • Yangın söndürme uçakları,
  • Çok sayıda yangın helikopteri,
  • İnsansız hava araçları (İHA),
  • Binlerce arazöz,
  • Su ikmal araçları,
  • İş makineleri,
  • İlk müdahale araçları,
  • Yangın gözetleme kuleleri,
  • Yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleri,
  • Uydu görüntüleri

Aktif olarak kullanılmaktadır.

Türkiye, yangınların tespitinde İHA teknolojisini en yoğun kullanan ülkelerden biri haline gelmiştir.

Yangınların önemli bir bölümü birkaç dakika içinde tespit edilerek ekiplere bildirilmektedir.

Bunun yanında gerektiğinde dost ve müttefik ülkelerden hava desteği de alınabilmektedir.

Ancak uzmanlar, en güçlü filonun bile ihmali tamamen önleyemeyeceğini vurguluyor.

Çünkü yangınla mücadelede en etkili yöntem, yangının hiç çıkmamasını sağlamaktır.

VATANDAŞA DA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR

Yangınların büyük kısmı insan kaynaklı olduğuna göre çözümün önemli bir bölümü de vatandaşın elindedir.

Bunun için;

  • Ormanlık alanlarda ateş yakılmamalı.
  • Sigara izmariti yere atılmamalı.
  • Cam şişeler doğaya bırakılmamalı.
  • Anız yakılmamalı.
  • Şüpheli durumlar hemen 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmeli.
  • Elektrik iletim hatlarının bakımı düzenli yapılmalı.
  • Orman köylerinde eğitim çalışmaları artırılmalı.
  • Gönüllü yangın ekipleri yaygınlaştırılmalı.
  • Yangın riski yüksek günlerde orman girişleri kontrollü şekilde sınırlandırılmalı.

DAHA FAZLA ÖNLEM ALINMALI

Uzmanlara göre gelecekte yangınlarla mücadelede teknoloji daha fazla kullanılacak.

Yapay zekâ destekli kameralar,

Yangın algılayan sensörler,

İnsansız kara araçları,

Yangın söndürme dronları,

Uydu destekli erken uyarı sistemleri,

Daha büyük kapasiteli yangın uçakları,

Yangına dayanıklı orman planlaması,

Koruyucu yangın şeritleri,

Daha yaygın hale gelecek.

Ayrıca şehirleşme ile ormanların iç içe geçtiği bölgelerde yeni yapılaşma kuralları uygulanması da büyük önem taşıyor.

SON SÖZ

Ormanlar yalnızca bugünün değil, çocuklarımızın ve torunlarımızın da mirasıdır. Bir ağacın büyümesi onlarca yıl sürerken, yanması birkaç dakika sürüyor. Bu nedenle yangınla mücadele sadece devletin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Unutmayalım; söndürülmeyen bir piknik ateşi, yere atılan bir sigara izmariti ya da dikkatsizce bırakılan bir cam şişe, binlerce hektarlık ormanı, milyonlarca canlıyı ve milyarlarca liralık ekonomik değeri yok edebilir. Ormanlarımızı korumak; temiz havamızı, su kaynaklarımızı, tarımımızı, turizmimizi ve geleceğimizi korumak demektir. Doğayı koruyan toplumlar, aslında kendi geleceğini güvence altına alan toplumlardır.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

Zaferozcivan59@gmail.com

 

Yayınlama: 02.08.2026
A+
A-
Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.