AB ihalesine teklif vermek artık Schengen başvurusu gibi.
Vizeyi üç soru belirliyor: Ülkenizin AB ile anlaşması var mı? Paranız nereden geliyor? Üretim Avrupa’da mı?
Asıl soru artık “Teklifimiz kazanır mı?” değil.
Yeni soru: Kabul mü, ret mi?
2027 ihalelerinin kuralları şimdiden yazılıyor. 2028’in ortaklık, finansman ve tedarik planları da bugünden kuruluyor.
(Türk Firmalarının AB Kararları ve Doğru Danışman Olmadan İhale Kayıpları 490 Milyon Euro’yu Geçti)
Özel Türk Firmalarından AB ihaleleri dışı kalması riski gibi, memleketin değerleri kamu firmaları da ek gerekçesiz AB ihalelerinden elenme riski en üst seviyede: Aselsan, Türasaş, Tcdd Teknik, Kardemir, Tai & Tusaş, İstanbul Metro, Roketsan, Havelsan, Stm, Mke A.ş., Asfat A.ş., Tei, Tübitak Bilgem, Tcdd Taşımacılık A.ş., Eti Maden, Tpao, Botaş, Eüaş, Teiaş ve daha niceleri
Gişede Dört Dosya
Sofya: Soruşturma Başladı, Teklif Çekildi
Şubat 2024’te Avrupa Komisyonu, Bulgaristan Ulaştırma Bakanlığının yaklaşık 610 milyon avroluk ihalesine katılan CRRC Qingdao Sifang hakkında Yabancı Sübvansiyonlar Tüzüğü kapsamındaki ilk derinlemesine kamu alımı soruşturmasını açtı.
İhale, 20 elektrikli trenin temini ile 15 yıllık bakım hizmetini kapsıyordu. Komisyon, Çin devletine ait ve gelir bakımından dünyanın en büyük raylı araç üreticilerinden biri olan CRRC’nin aldığı yabancı mali katkıların gereğinden avantajlı bir teklif sunmasına imkân verip vermediğini incelemek istedi. CRRC teklifini geri çekince Komisyon soruşturmayı kapattı. Böylece tek bir ceza kararı çıkmadan ihale dengesi değişti.
Lizbon: Konsorsiyum Kaldı, Tedarikçi Değişti
Nisan 2026’da Lizbon’daki Violet Line ihalesi daha ileri bir örnek sundu.
Mota-Engil liderliğindeki konsorsiyum yaklaşık 598,8 milyon avroluk teklif verdi. Avrupa Komisyonu, Kasım 2025’te başlattığı soruşturmanın ardından konsorsiyumun ihalede kalmasına koşullu olarak izin verdi. Bunun için CRRC Portugal’ın (Çin Menşeli AB Kurulu Firma olmasına rağmen elendi!) kritik araç tedarikçisi konumundan çıkarılması ve yerine Polonyalı Pesa’nın getirilmesi taahhüt edildi.
Bu karar, Yabancı Sübvansiyonlar Tüzüğü kapsamında bir kamu ihalesinde verilen ilk koşullu onay oldu. Ayrıca riskin yalnızca ana yükleniciden değil, önemli bir alt yüklenici veya tedarikçiden de kaynaklanabileceğini gösterdi.
Değişen yalnızca şirket adı değildi. Konsorsiyumun finansman ve tedarikçi yapısındaki yabancı sübvansiyon riski değişti.
(Lizbon Metro İhalesi)
Polonya: Türk Üretici İçin Uyarı
Üçüncü dosya Türkiye’ye daha yakın.
Sektör basınında Haziran 2026’da yayımlanan haberlere göre, Polonya’nın Aşağı Silezya bölge operatörü Koleje Dolnośląskie; 4 adet hidrojen veya batarya tahrikli tren ile 16 araçlık opsiyonu kapsayan ihalede Bozankaya’nın teklifini değerlendirme dışında bıraktı.
Haberlerde gerekçe olarak, şirketin AB ile karşılıklı kamu alımı anlaşması bulunmayan bir üçüncü ülkede kurulmuş olması gösterildi. Yarışta Pesa, Siemens Mobility ve Škoda’nın kaldığı bildirildi.
Dördüncü dosya en yenisi ve en öğretici olanı.
Romanya’nın Ploiești Belediyesi, 101 ve 102 numaralı hatlar için 20 yeni tramvay alımına çıktı. Tahmini bütçe yaklaşık 50 milyon avro; finansmanın omurgası Avrupa Yatırım Bankası kredisi ve Avrupa Komisyonu hibesi.
Yarışta iki teklif kaldı: Romanyalı Astra Vagoane Călători ve Bozankaya. Mayıs 2026’da ihale 100 puanla Astra’ya verildi; Bozankaya 75,51 puanda kaldı ve ertesi gün itiraz etti.
İlk aşamada umut vardı: Romanya’nın ihale itiraz kurulu CNSC, 4 Haziran 2026’da Bozankaya’nın itirazını kabul etti ve değerlendirmenin düzeltilmesini istedi.
Sonra kapı kapandı.
Astra kararı temyize taşıdı. Ploiești Temyiz Mahkemesi 13 Temmuz 2026’da kesin hükmünü verdi: Bozankaya’nın itirazı kabul edilemez bulundu. Esasa hiç girilmedi. Karar kesin; belediye Astra ile sözleşme imzalayabilir. İtirazın hangi hukuki gerekçeyle kabul edilemez bulunduğu ise gerekçeli karar yayımlandığında netleşecek.
Vize diliyle söylersek: Başvuru reddedilmekle kalmadı; itiraz penceresi de kapandı.
Polonya dosyası “kategori üzerinden elenebilirsiniz” demişti. Ploiești dosyası bir adım ötesini gösterdi: Elenirseniz, itirazınız esasa girilmeden düşebilir.
İlk iki dosyada Çinli bir devlet üreticisi vardı.
Son iki dosyada ise Avrupa’ya tramvay teslim etmiş ve AB için üretim yapan bir Türk şirketi bulunuyordu.
Türkiye’de bu tabloya bakıp “hedef Çin” diye rahatlamak kolaydır. Yanılgı da tam burada başlıyor:
Bu vize pasaporta değil, anlaşmaya ve dosyaya veriliyor.
AB İhalelerinde Türk Firmaları İçin Üç Temel Evrak
Olan biteni yalnızca “korumacılık dalgası” olarak tanımlamak doğru değildir!
Türk okuyucu vize gişesini yakından tanıyor. Avrupa Komisyonunun 2025 Schengen verilerine göre Türkiye’deki konsolosluklara 1.268.376 kısa süreli vize başvurusu yapıldı; bunların 183.196’sında vize verilmedi. Oran yaklaşık yüzde 14,4 oldu. Türkiye, başvuru sayısında Çin’in ardından ikinci sıradaydı.
Şimdi benzer bir dosya kontrolü şirketlerin önüne kuruluyor.
İhale vizesinin üç temel evrakı var.
Birinci Evrak: Fon Beyanı
Yabancı Sübvansiyonlar Tüzüğü, yani YST, AB dışındaki devletlerden sağlanan mali katkıların Avrupa iç pazarındaki rekabeti bozmasını önlemeyi amaçlıyor.
Bir kamu ihalesinin tahmini değeri belirli bir para tutarının üzerindeyse ve teklif sahibi, bağlantılı şirketleri ile önemli alt yüklenici veya tedarikçileri son üç yılda tek bir üçüncü ülkeden mali katkı, teşvik aldıysa bildirim yükümlülüğü doğabiliyor.
“Mali katkı” yalnızca nakit hibe anlamına gelmiyor.
Şunlar da değerlendirmeye girebilir:
Teşvik Kamu kredileri Sermaye katkıları Garantiler Vergi avantajları Kamu kuruluşlarıyla ekonomik işlemler İhracat kredi kuruluşlarının finansman, garanti veya sigorta desteği
Bu nedenle Eximbank destekli bir teklif otomatik olarak sorunlu değildir. Ancak eşikler aşılıyorsa desteğin türü, koşulları ve piyasa şartlarıyla uyumu bildirim dosyasına girebilir.
Buradaki kritik ayrım “devlet desteği var mı?” sorusu değildir.
Asıl sorular şunlardır:
Destek hangi ülkeden geliyor? Piyasa koşullarına uygun mu? Teklife gereğinden avantajlı bir fiyat sağlıyor mu?
AB içindeki devlet yardımları ayrı bir AB devlet yardımı rejimiyle denetleniyor. YST ise bu sistemin dışında kalan, AB dışı kaynaklı desteklere odaklanıyor.
İkinci Evrak: Mütekabiliyet
Schengen’in vizeden muaf ülkeler listesi neyse, kamu alımlarındaki en yakın karşılıklardan biri Dünya Ticaret Örgütü Kamu Alımları Anlaşmasıdır: KAA.
Ancak burada da otomatik ve sınırsız giriş yoktur. KAA taraflarının erişimi; anlaşmanın kapsadığı kurumlara, sektörlere, sözleşme türlerine ve parasal eşiklere bağlıdır. Türkiye KAA tarafı değildir.
Gümrük Birliği malların serbest dolaşımını düzenler; tek başına AB kamu alımlarına genel ve koşulsuz erişim hakkı sağlamaz.
Bu boşluğun hukuki etkisini Avrupa Birliği Adalet Divanının Q4 2024 tarihli Kolin kararı görünür hâle getirdi.
Dava, Hırvatistan’daki bir demiryolu altyapı ihalesinde Türk şirketi Kolin’in itirazından doğdu. Divan, AB ile karşılıklı ve eşit kamu alımı erişimi sağlayan bir uluslararası anlaşmanın kapsamı dışında kalan üçüncü ülke firmalarının, AB kamu ihale direktiflerine dayanarak “daha az elverişli olmayan muamele” talep edemeyeceğine hükmetti.
Bu karar bütün Türk firmalarına yönelik otomatik bir yasak getirmedi.
Ancak AB ihalelerinde Türk firmaları için şu varsayımı sona erdirdi:
“İhaleye kabul edildiysek, AB şirketleriyle aynı hukuki korumaya sahibiz.”
Anlaşma kapsamı dışında kalan bir firmayı kabul edip etmeme ve kabul ederse hangi koşulları uygulama konusunda ihale makamı daha geniş takdir kullanabilir. Firma ise AB kamu ihale direktiflerinin sağladığı korumalara otomatik olarak dayanamaz.
Q1 2025 tarihli Qingdao kararı madalyonun diğer yüzünü gösterdi. Divan, üçüncü ülkelerden gelen firmalara yönelik genel erişim şartlarını belirleme yetkisinin tek tek üye devletlere değil, AB’ye ait olduğunu açıkladı.
Sonuç, şirket planlaması açısından zor bir bileşimdir:
Garantili giriş yoktur. Bütün ihaleler için geçerli genel bir dışlama da yoktur. Her ihale dokümanı ve her kurum uygulaması ayrıca incelenmelidir.
AB’nin Uluslararası Kamu Alımları Aracı, yani UKAA, aynı mütekabiliyet yaklaşımını daha kurumsal hâle getiriyor. Komisyon, AB firmalarına yeterli pazar erişimi sağlamayan ülkeler hakkında soruşturma açabiliyor; gerektiğinde puan ayarlaması veya ihale dışı bırakma tedbirleri uygulayabiliyor.
Acı ayrıntı şudur:
Bu yeni içtihadın adını AB ihale hukuku maalesef biz taşıdık. Bu nedenle AB ihalelerinde Türk firmaları, her ihale için erişim hakkını ve uygulanacak hukuki rejimi teklif hazırlığından önce incelemelidir.
Üçüncü Evrak: Avrupa’da Üretim ve Teknik Uygunluk
Avrupa’da Üretim ve Menşe Şartları
Üçüncü evrak en sessiz, fakat muhtemelen en kalıcı olanıdır.
Komisyonun 4 Mart 2026’da sunduğu Endüstriyel Hızlandırıcı Yasası — EHY taslağı, belirli stratejik sektörlerde kamu alımları ve kamu destekleri için Avrupa içeriği şartları öneriyor.
Elektrikli kara taşıtları bakımından mevcut teklif; aracın AB içinde monte edilmesi, batarya dışındaki bileşen değerinin en az yüzde 70’inin AB menşeli olması ve çekiş bataryasında hücreler dâhil belirli ana bileşenlerin AB kaynaklı olması gibi şartlar içeriyor.
Bu hükümler henüz yürürlükte değildir. Parlamento ve Konsey görüşmeleri sırasında değişebilir. Ayrıca mevcut araç şartları doğrudan bütün raylı sistem araçlarına uygulanmış genel bir kural değildir. Buna rağmen taslak, AB’nin kamu parasını üretim yeri ve tedarik zinciriyle ilişkilendirme yönünü açıkça gösteriyor.
Türkiye İçin Gümrük Birliği Ayrıntısı
Türkiye açısından kritik nüans şudur:
Taslak, belirli ticaret veya gümrük birliği ilişkileri bulunan ortak ülkelerin girdileri için bazı eşdeğerlik imkânları bırakıyor. Ancak mevcut metindeki “AB içinde montaj” şartı ayrı bir unsur olarak duruyor.
Başka bir ifadeyle:
Gümrük Birliği bazı bileşenlerde kapı aralayabilir; fakat Türkiye’de tamamlanan aracın otomatik olarak Avrupa’da üretilmiş sayılmasını garanti etmez.
Enerji tarafında paralel yaklaşım çoktan başladı. Net Sıfır Sanayi Yasası, üye devletlerin yenilenebilir enerji ihale hacimlerinin belirli bir bölümünde sürdürülebilirlik, dayanıklılık, siber güvenlik ve sorumlu iş davranışı gibi fiyat dışı kriterler kullanmasını öngörüyor. Düzenlemede yüzde 30’luk ihale hacmi hedefi yer alıyor.
FRMCS ve Teknik Uygunluk
Raylı sistemlerde teknik dosyanın adları ise farklı:
FRMCS ERTMS CLC/TS 50701 IEC 62443 Emniyet bütünlüğü gereklilikleri Yaşam Döngüsü Maliyeti Enerji ve bakım performansı
FRMCS, GSM-R’nin yerini almak üzere geliştirilen yeni nesil demiryolu haberleşme sistemidir. Ancak 2027, bütün Avrupa’da zorunlu ve eş zamanlı ticari geçiş tarihi değildir. Avrupa Birliği Demiryolları Ajansı 2027’ye kadar şartnamelerin olgunlaştırılmasını hedeflerken UIC, FRMCS ile GSM-R’nin bir geçiş döneminde birlikte çalışacağını ve GSM-R’nin yaklaşık 2035’e kadar kullanılabileceğini belirtiyor.
CLC/TS 50701, demiryolu siber güvenliği için gereklilik ve öneriler sunuyor. IEC 62443 ise endüstriyel otomasyon ve kontrol sistemlerinin yaşam döngüsü boyunca siber güvenliğini ele alıyor.
Bu süreçlerin süresi ürünün kapsamına, mevcut teknik olgunluğa, test programına ve onay kuruluşuna göre değişir. Bu nedenle her proje için sabit “12-18 ay” kuralı vermek doğru değildir.
Yine de temel gerçek değişmez:
Uygunluk hazırlığını ihale ilanında başlatan firma çoğu zaman geç kalır.
Ayrıca “en ucuz teklif devri tamamen kapandı” demek de fazla kesindir.
Yaşam Döngüsü Maliyeti
En düşük fiyat hâlâ kullanılabilir. Fakat AB ihale mevzuatı, ekonomik açıdan en avantajlı teklif ile Yaşam Döngüsü Maliyeti değerlendirmesine zaten izin veriyor. Dolayısıyla düşük satın alma fiyatı, uzun dönem bakım ve enerji maliyeti yüksekse tek başına kazanma garantisi sağlamaz.
Eksik Evrakın Dört Bedeli
AB ihalelerinde Türk firmaları açısından hazırlıksızlığın maliyeti yalnızca ihale kaybı değildir; pazar erişimi, ortaklık ve uzun vadeli servis gelirleri de risk altındadır.
(Türk Firmalarına Karşı İdarelerin Ek Gerekçe Göstermeden Eleme Hakkı AB tarafından Onaylandı)
Bu tabloya rağmen birçok firma gişeye eski dosyayla gidiyor.
Dört eksik öne çıkıyor.
“Fiyatımız iyi, teknik çözümümüz sağlam; gerisi hukukçuların işi” yaklaşımı Kolin sonrasında geçerliliğini kaybetti.
Hukuki erişim artık teklifin sonunda kontrol edilecek bir dipnot değildir. Teklif verip veremeyeceğinizi belirleyen ilk sorudur.
Bozankaya’nın Polonya vakasının verdiği uyarı budur: Teknik değerlendirmeye giremeden kategori üzerinden elenme riski vardır.
Ploiești vakası ikinci uyarıyı ekledi: Elenmenin ardından itiraz yolu da esasa girilmeden kapanabilir.
(Teşvik Dahil Devlet Yardımı Alan Her Türk Firması İhale Dışı Kalır)
Bileşen yapısını tek bir ülkeye bağlayan üretici; sübvansiyon, menşe ve dayanıklılık incelemelerinde daha görünür hâle gelir.
Lizbon’un kritik dersi şudur:
CRRC ana yüklenici değildi. Buna rağmen kritik tedarikçi olarak bütün konsorsiyumun dosyasını etkiledi.
Dolayısıyla Türk firması yalnızca ana teklif sahibi olduğunda değil; Avrupalı bir yüklenicinin ortağı, alt yüklenicisi veya araç tedarikçisi olduğunda da incelenebilir.
Bu nedenle menşe haritası satın alma departmanının yan çalışması değildir.
Ürün stratejisinin merkezidir.
Emniyet, siber güvenlik, birlikte çalışabilirlik ve ürün doğrulama süreçleri aylar, bazı durumlarda yıllar sürebilir.
Firma ihale ilanını beklerse:
Test kapasitesi bulamayabilir. Belge eksikliği yaşayabilir. Ürün mimarisini değiştirmek zorunda kalabilir. Tedarikçilerini son anda değiştiremeyebilir. Teminat ve teklif süresini yönetemeyebilir.
Vize randevusu ihale gününe alınmaz.
Basitleştirilmiş bir örnek düşünelim:
Bir tren için 10 milyon avro teklif veriyorsunuz. Rakibiniz 12 milyon avro istiyor. Ancak sizin aracınızın 30 yıllık enerji ve bakım maliyeti rakibinizden 3 milyon avro daha yüksek.
Bu durumda daha pahalı araç, toplam maliyette daha ekonomik olabilir.
Satın alma fiyatı artık bütün fiyat değildir.
Firmaların şu verileri teklif öncesinde hazırlaması gerekir:
Enerji tüketimi Bakım aralıkları Yedek parça maliyeti Kullanılabilirlik oranı Arıza performansı Yazılım güncelleme maliyeti Uzun dönem servis kapasitesi
AB İhalelerinde Türk Firmaları İçin Dosyayı Geçiren Dört Hamle
Kötü haber açıktır:
Gişedeki denetim sıkılaşıyor.
İyi haber de açıktır:
Bu sistem tamamen keyfî değildir. Dosyada ne aranacağı giderek daha görünür hâle geliyor.
YST eşikleri, KAA kapsamı, Kolin içtihadı, UKAA tedbirleri ve EHY takvimi soyut hukuk başlıkları değildir.
Her hedef ihale için önceden şu sorular cevaplanmalıdır:
İhale hangi uluslararası anlaşma kapsamında? Teklif sahibinin ülkesi hangi erişim haklarına sahip? YST bildirimi gerekiyor mu? Kritik tedarikçiler hangi kamu desteklerini aldı? Ürün ve bileşen menşei nasıl belgelenecek? İhale makamı anlaşma kapsamı dışındaki firmaları kabul ediyor mu?
Hedef 2027-2028 ihale penceresiyse şirket, teknik uyum ve test çalışmalarını bugün başlatmalıdır.
FRMCS, siber güvenlik veya emniyet şartlarının tamamı henüz kesinleşmemiş olsa bile şu çalışmalar bekleyemez:
Ürün mimarisi Belge yönetimi Tedarikçi seçimi Test planı Siber güvenlik süreçleri Yaşam döngüsü maliyeti modeli
Firma, her kritik bileşenin:
Üretim yerini Tedarikçisini Menşe belgesini Alternatif kaynağını Üçüncü ülke yoğunlaşmasını
bilmelidir.
Ayrıca Gümrük Birliği’nin sağlayabileceği avantajları belgelemeli, sağlamadığı avantajları ise varmış gibi kabul etmemelidir.
Bu satın alma işi değil, ürün stratejisidir.
Yalnızca posta adresi veya satış ofisi yeterli değildir.
AB içinde:
Montaj Bakım Servis Mühendislik Test Yedek parça Üretim
kapasitesi oluşturacaklar, firmayı pazarın dışından teklif veren bir satıcıdan içeride katma değer üreten bir ortağa dönüştürebilir.
Hitachi Rail ile Pesa’nın Haziran 2026’da açıkladığı stratejik ortaklık bu yaklaşımı açıkça gösteriyor. Ortaklık; yüksek hızlı tren geliştirme ve üretimi, teknoloji transferi, Bydgoszcz’da yerel kapasite kurulması ve Polonya’daki bakım sorumluluğunu kapsıyor. İlk 20 yüksek hızlı trenin İtalya’da üretilmesi, sonraki aşamada Pesa’nın üretimdeki payının artırılması planlanıyor.
Mesaj nettir:
Avrupa’ya gelin ama doğru danışman ve çözüm ile
Bu hamlelerin hiçbiri ucuz veya hızlı değildir.
Kamu alımı anlaşması ise tek bir firmanın değil, devletin müzakere masasıdır.
Ancak şu çalışmalar devlet beklemez:
Menşe haritası YST katkı envanteri Sertifikasyon takvimi Yaşam döngüsü maliyeti
(Tahsilatın Anahtarı Sözleşme, Doğru Danışman ile İhale Süreci)
Bunlar KOBİ ölçeğinde bile bugün başlayabilir.
Sonuç olarak AB ihalelerinde Türk firmaları, ihale ilanı yayımlandıktan sonra değil, hedef pazara giriş kararını verirken hazırlığa başlamalıdır.
Randevu ve Saat
Bu yeni erişim rejiminin adil olup olmadığı Brüksel’de, Ankara’da ve sektör kongrelerinde tartışılmaya devam edecek.
Ancak ihale takvimi olan firmanın sorusu daha somuttur:
2027’de gişe açıldığında dosyamız hazır olacak mı?
RedApple olarak, kuruluşumuzdan bu yana Avrupalı iş ortaklarımızla firmalar için yaşam döngüsü maliyeti, siber güvenlik hazırlığı, menşe haritalaması ve pazar konumlandırması eylem planları geliştiriyoruz.
Kurguladığımız senaryo analizine göre, yeterli hazırlık yapılmaması 2027-2030 döneminde Türk raylı sistem ve otomotiv yan sanayisi için 800 milyon ile 1,2 milyar avro arasında ihracat kaybı riski yaratabilir. Bu tutarın 220-380 milyon avroluk bölümü alt ekipmanlarla bağlantılı hizmetler için oluşturulan pazar öngörüsüdür.
Bu rakamlar kesin tahmin değildir.
Sonuçlar şu değişkenlere bağlıdır:
Nihai AB düzenlemeleri İhaleye erişim şartları Türk firmalarının teknik hazırlığı Menşe yapısı Sertifikasyon takvimi
Rakamdan daha önemli olan zamanlamadır.
Teklif hazırlamak aylar sürer.
Teklif verebilir hâle gelmek ise yıllar sürebilir.
AB ihalelerinde Türk firmaları, duvar yükseldikten sonra kapı aramaya başlamamalıdır.
Hukuki erişim, finansman şeffaflığı, menşe haritası, teknik uygunluk, Yaşam Döngüsü Maliyeti ve Avrupa içi üretim modeli bugünden hazırlanmalıdır.
İlgili fırsat veya risk değerlendirmesi için iletişime geçebilrisiniz.
İlgili İngilizce analiz: https://redapple.world/elementor-19634/
Yiğit Belin (yigitbelin.com) & RedApple (redapple.world)