Bugün lojistik konuşulan her masada aynı kelimeler dolaşıyor. Maliyet, navlun, kur ve belirsizlik.
Bu kelimeler doğru, ama eksik.
Aynı koşullarda bazı şirketler ayakta kalırken, bazıları neden zorlanıyor?
Sorun maliyetlerin artması değil, bu maliyetler karşısında alınan kararların kalitesi.
Belirsizlik Kalıcı, Refleksler Hala Geçici
Son yıllarda lojistik, geçici krizlerden çok kalıcı bir belirsizlik düzeniyle yönetiliyor.
Kur, jeopolitik riskler, rota değişimleri, finansmana erişim sorunları artık istisna değil.
Bu yüzden maliyetler daha çok konuşuluyor. Çünkü planlar daha sık bozuluyor.
Çünkü alışılmış çözümler aynı sonucu üretmiyor.
Ama kritik soru şu;
Konuşulan maliyetler mi var, yoksa yönetilen maliyetler mi?
Rakam Var, Karar Mekanizması Zayıf
Bugün birçok şirkette detaylı maliyet tabloları mevcut.
Raporlar hazırlanıyor, grafikler çiziliyor, karşılaştırmalar yapılıyor.
Ama bu verilerin önemli bir kısmı karar üretmiyor.
Navlun biliniyor ama neden o taşıma modeliyle devam edildiği net değil.
Depo maliyeti hesaplanıyor ama depo kurgusu masaya yatırılmıyor.
Alternatif senaryolar şimdilik gerek yok denilerek öteleniyor.
Sonuçta maliyetler düşmüyor.
Maliyet Yönetimi Fiyat Değil, Sistem Meselesidir
Maliyet düşürmek hala çoğu yerde fiyat pazarlığı olarak görülüyor.
Bu yaklaşım kısa vadede nefes aldırır ama orta vadede sistemi yorar.
Gerçek maliyet yönetimi şu sorularla başlar;
Çünkü maliyet sadece faturada yazan rakam değildir.
Yanlış kararın maliyeti çoğu zaman görünmez ama en pahalı olandır.
Lojistik Bir Operasyon Değil, Yönetim Disiplinidir
Bugün lojistik, nakit akışını, müşteri memnuniyetini ve şirketin kriz dayanıklılığını doğrudan etkiliyor.
Bu yüzden başarılı şirketler;
Ve en önemlisi, lojistiği refleks ile değil hazırlıkla yönetiyor.
Karar Kalitesi Rekabet Gücüdür
Önümüzdeki dönemde lojistikte kazananlar;
Sorun maliyet değil. Sorun, maliyet karşısında verilen kararların kalitesi.
Ve bu kalite, şirketlerin geleceğini belirleyecek.