Türkiye’de emekliler, uzun yıllar boyunca üretime katkı sunmuş, prim ödemiş ve sosyal güvenlik sisteminin en temel paydaşlarından biri olmuştur. Ancak son yıllarda özellikle sağlık hizmetlerinden yararlanma sürecinde karşılaştıkları ilaç katılım payları ve muayene ücretleri, bu kesimin ekonomik yükünü artıran önemli bir unsur haline gelmiştir. Emekli maaşlarının alım gücündeki erime ile birleştiğinde, söz konusu kesintiler yalnızca mali bir mesele değil, aynı zamanda sosyal devlet anlayışının sorgulanmasına neden olan bir konu olarak öne çıkmaktadır.
EMEKLİLERİN GELİR GERÇEĞİ VE ARTAN SAĞLIK YÜKÜ
Türkiye’de emeklilerin büyük bir bölümü sabit ve sınırlı gelirle yaşamını sürdürmektedir. Özellikle düşük maaş alan emekliler için sağlık harcamaları, bütçede ciddi bir paya ulaşmaktadır. Muayene katılım payları, reçete başına alınan ilaç katkı payları ve bazı durumlarda ilave ücretler, emeklilerin sağlık hizmetine erişimini dolaylı olarak zorlaştırmaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından uygulanan bu kesintiler, sistemin sürdürülebilirliği gerekçesiyle savunulsa da emeklilerin yaşam koşulları dikkate alındığında ortaya çıkan tablo oldukça düşündürücüdür. Zira sağlık hizmetleri, bireylerin vazgeçemeyeceği temel bir ihtiyaçtır ve bu alanda yapılan kesintiler, özellikle kronik hastalığı olan yaşlı bireyleri doğrudan etkilemektedir.
KATILIM PAYLARININ SOSYAL DEVLET İLKESİYLE ÇELİŞMESİ
Anayasal çerçevede Türkiye bir sosyal devlettir. Sosyal devlet, vatandaşlarının temel ihtiyaçlara erişimini güvence altına almakla yükümlüdür. Sağlık hizmetleri de bu kapsamda en temel haklardan biridir. Bu noktada emeklilerden alınan katkı paylarının, sosyal devlet ilkesinin ruhuna ne ölçüde uygun olduğu tartışmaya açıktır.
Özellikle ileri yaş grubundaki bireylerin sağlık hizmetlerine daha fazla ihtiyaç duyduğu bir gerçekliktir. Bu nedenle, en çok sağlık hizmetine ihtiyaç duyan kesimden ek maliyet talep edilmesi, sosyal politika açısından tersine işleyen bir mekanizma olarak değerlendirilebilir. Bu durum, “ihtiyaca göre destek” ilkesinin zayıfladığını göstermektedir.
SAĞLIK HİZMETLERİNE ERİŞİMDE GİZLİ ENGEL
Muayene ve ilaç kesintileri çoğu zaman küçük tutarlar gibi görünse de toplamda ciddi bir yük oluşturabilmektedir. Özellikle birden fazla kronik hastalığı olan emekliler için her ay düzenli olarak yapılan bu kesintiler, sağlık hizmetine erişimde görünmeyen bir bariyer haline gelmektedir.
Bazı emeklilerin, bu kesintiler nedeniyle doktora gitmeyi ertelediği ya da ilaçlarını düzenli kullanmadığı yönünde saha gözlemleri ve çeşitli araştırmalar bulunmaktadır. Bu durum, kısa vadede bütçe tasarrufu sağlıyor gibi görünse de uzun vadede daha büyük sağlık sorunlarına ve dolayısıyla daha yüksek kamu harcamalarına yol açabilmektedir.
EKONOMİK VE SOSYAL ETKİLER
Emeklilerden alınan sağlık kesintilerinin yalnızca bireysel değil, makro düzeyde de etkileri bulunmaktadır. Öncelikle, emeklilerin harcanabilir gelirini azaltarak iç talebi olumsuz etkilemektedir. Türkiye gibi tüketim ağırlıklı büyüme modeline sahip bir ekonomide, bu tür kesintilerin dolaylı etkileri de göz ardı edilmemelidir.
Ayrıca, gelir dağılımı açısından bakıldığında, bu kesintiler regresif bir etki yaratmaktadır. Yani düşük gelirli emekliler, gelirlerinin daha büyük bir kısmını sağlık harcamalarına ayırmak zorunda kalmaktadır. Bu durum, sosyal adalet açısından önemli bir sorun teşkil etmektedir.
ALTERNATİF POLİTİKALAR MÜMKÜN MÜ?
Emeklilerden alınan muayene ve ilaç kesintilerinin kaldırılması ya da en azından yeniden düzenlenmesi mümkündür. Bu noktada birkaç alternatif politika önerisi öne çıkmaktadır:
Bu tür düzenlemeler, hem sosyal devlet ilkesine daha uygun bir yapı oluşturabilir hem de emeklilerin yaşam kalitesini artırabilir.
MALİ DENGE VE SOSYAL ADALET ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ
Elbette sağlık sisteminin sürdürülebilirliği de göz ardı edilmemelidir. Kamu bütçesi üzerindeki yük, politika yapıcıların en önemli kaygılarından biridir. Ancak burada temel mesele, mali denge ile sosyal adalet arasında doğru bir denge kurabilmektir.
Unutulmamalıdır ki, sosyal güvenlik sistemleri yalnızca finansal tablolarla değil, toplumsal refah ve insan onuru ile de ölçülür. Emeklilerin sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak, uzun vadede daha sağlıklı bir toplum ve daha düşük sağlık harcamaları anlamına gelebilir.
SONUÇ: EMEKLİLER İÇİN DAHA ADİL BİR SİSTEM MÜMKÜN
Emeklilerden alınan ilaç ve muayene kesintileri, teknik bir mali düzenleme olmanın ötesinde, sosyal politika açısından önemli sonuçlar doğuran bir uygulamadır. Mevcut sistem, özellikle düşük gelirli ve kronik hastalığı olan emekliler için ciddi bir yük oluşturmaktadır.
Daha adil, kapsayıcı ve sosyal devlet ilkesiyle uyumlu bir sistem için bu kesintilerin yeniden değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Emeklilerin sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıran politikalar, yalnızca bu kesimin değil, tüm toplumun refahını artıracaktır. Çünkü güçlü bir sosyal devlet, en kırılgan kesimlerini ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar